turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"



İKTİDAR SEÇİMİ KAZANABİLİR Mİ?

TURGUT KOÇAK (TSİP GENEL BAŞKANI)

19 EYLÜL 2022

Arka arkaya gelen seçim anketleri onca şişirmeye karşın Erdoğan’ın artık ipi göğüsleyemeyeceğini gösteriyordu fakat 6’l ı masadan özellikle de İyi Parti’den gelen samimiyetsiz kimi açıklamalar nedeniyle yeniden umutlanmış gibi görünüyor.

Hoş öteki sağ muhalif partilerde tam bir netlik yok gibi gözüküyor. Bu nedenle yeniden umutlanan saray iktidarı ilk iş ipe sapa gelmez bir sözüm ona sosyal konut projesi ortaya attı. Daha ortada doğru dürüst ne proje var, ne plan ve bütçesi var bununla birlikte başvurular başlatıldı bile. Söylendiğine göre başvuru sayısı 2 milyonu bile aşmış. Başvuruda alınan 500’er yüz lira para ne parasıysa o bile belirsiz biz buna bu yüzden Deli Dumrul haracı diyoruz. Artık konutlar verilir mi yoksa hesaplar kitaplar yarı da mı kalır tam bir belirsizlik. Sorun tıpkı CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun dile getirdiği gibi bir zamanların bankerleri ile kıyaslanır durumda. Ancak iktidar dış politikada yeni bir rota çizmiş gibi görünüp birtakım girişimlerde de bulunuyor ki kim bilir seçimlere az bir süre kala kaz Pirüs zaferi ilan ederler belirsiz. Asgari ücretti, memur maaşlarıydı, emeklilere zamdı, EYT’lilerin sorunuydu gibi konularda da adım attılar mı yine kayıplarını telafi edeceğini düşünen iktidar şu an biraz rahatlamış gibi görünüyor ama seçimleri kazanması yine de olanaksız gibi. Eğer seçimleri bu iktidar yine kazanırsa bilinmeli ki 6’lı masada yer alan sağ partilerin tutarsızlığı yüzünden olacak kesin. Yoksa halk bu iktidarın yalanlarını çoktan kavramış durumda.

Muhalefetti sağdan kim aday gösterilirse gösterilsin bizce şansı en fazla Ekmeleddin İhsanoğlu kadar olur. Bütün bu gerçeklere karşın sağ cenahta yer alan ve fırsat kollayanlar hesap içindeler. Kılıçdaroğlu bu süre içinde kamuoyunda kendi adaylığını tartışmaya açtı ve önemli bir destek gördü. Bu destek nedeniyledir ki sağda kendilerine ikbal arayan kimi politikacılar sancılanmaya başladıkları gibi ortalığı da karıştırmaya başladılar. Bunların kafasında bir tek gerçek var sermaye iktidarını bir kez daha restore etmek ve sermaye kesimini ürkütmemek. Bu yüzden de alttan alta Kılıçdaroğlu aleyhine ortamı germeye başladılar. Düşünseniz ya bir kez Zafer Partisi Ümit Özdağ bile eğer Kılıçdaroğlu Cumhurbaşkanlığına seçilirse iç savaş çıkar diyecek kadar ileri gitti.

Bu yüzden Kılıçdaroğlu’nun kendi partisine ve kamuoyuna verdiği mesajlardan oldukça rahatsızlar. Kılıçdaroğlu’nun bazı projelerin kamulaştırılmasından söz edilmesi, hatta beşli çete ve benzerlerinin mallarına ülkeyi soydukları gerekçesiyle el konulacağını savunması, sosyal devlet ağırlıklı konuları dile getirmesi o bildiğimiz klasik sağı ve liberalleri rahatsız etti. Ki zaten ne güzel laiklik rafa kaldırılmış, bürokraside bırakalım sol ve sosyalist anlayışla bir tek bile sosyal demokrat nitelikli bürokrat kalmamışken yeniden devlet kadrolarına CHP’nin etkisiyle yeni bürokratların gelmesi bile daha şimdiden bazılarını sancılandırmaya başladı. Onların kafasında çalsın, çırpsın önemli değil AKP’nin zenginleri de dışarda tutulan sermaye kesimlerine de dokunulmasın isteniyor ki Hal kel Ali ha Ali kel hesabı bir durum yani.

Bugüne kadar İmamoğlu’nun ve Mansur Yavaş’ın sık sık anketler aracılığı ile Erdoğan karşısında kazanacaklarının propagandası ise hiç de nedensiz değil. İmamoğlu bilindiği gibi sermayeyi ürkütmeyecek birisi. Özellikle de Batı ile bütünleşmiş sermaye kesimlerinin kolaylıkla onaylayacağı kimse olduğu için Mansur Yavaş’ın da milliyetçi olması nedeniyle o kesimleri ve tarikat ve cemaat çevrelerini kolaylıkla temsil edeceği düşünüldüğünden bu kişinin Cumhurbaşkanlığı da sağ cenahın işine geliyor olmasının anlaşılmayacak bir yanı yok. Bu tartışmalar başını almış giderken bol bol da böylelikle Erdoğan’a mühimmat verilmiş oluyor.

Bugün AKP içinden ayrılan çevreler ve diğer bazı sağcılar AKP’nin ilk dönemlerinin iyi olduğunda düşün birliği etmişçesine bu konuda durup durup Abdullah Gül’ü işaret ederek 6’lı masanın önün bir seçenekmiş gibi konuluyor olması da oldukça düşündürücü. Dahası Abdullah Gül de onca süre sonra çektiği bir video ile “cumhuriyet değerlerine gönülden bağlı olduğunu belirtmiş olması öyle laf olsun beri gelsin cinsinden bir şey değil. Sözünü ettiğimiz 6’lı masa içinde birtakım çevreler Gül’ü aday göstermeseler bile gelecek için Abdullah Gül şahsında yürüyebileceklerini yeni bir örgütlenme yapabileceklerinin hesabını yaptıklarını düşündürüyor ki bu söylediğimiz temelsiz değil.

Bu durumda CHP 6’lı masa içinde var olan kaynaşmada salt bir hakem gibi davranarak bir şey kazanamaz. Gücüyle ve kararlılığı ile bastırmalı ve ödün üstüne ödünden kaçınmalı ki Kılıçdaroğlu’nun öne çıkışı bir anlam kazansın. Sol ve sosyalist solda yer alan partilere gelince böyle bir durumda bazı şeylerin değişeceği ve Kılıçdaroğlu’nun destek göreceği bilinmelidir.

Türkiye toplumunun gerçekten de gündelik yaşamını sürdürmek için çekmediği eza cefa kalmamıştır. Eğer 6’lı masada yer alan sağ partiler bir oyunbozanlık yapar da ortaklığı dinamitleyecek bir harekete kalkarlarsa bilinmeli ki bu partiler sonsuza kadar siyaset sahnesinden silinmiş olacaklardır. Çünkü bunlar halkın kendilerini cezalandırmayacağını düşünüyor olsalar bile ilk seçimde yanıldıklarını kesinlikle göreceklerdir. Durum bu merkezde gelişirken bilinmeli ki ilericilerin, sosyalistlerin, cumhuriyetçilerin birbirleriyle daha fazla yakınlıklar kurmasında yarar olacak 2023 seçimleri öncesinde yeni bir umut ışığı kitleler katında büyük ölçüde kabul görecektir.

Politikada bugünden yarına biliyoruz ki çok şey değişebilir…


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA