BAYRAĞINI, YÜKSELT.

DAHA, DAHA YÜKSELT.

YÜKSELT, BAYRAĞINI YUKARI.

****

KAHROLSUN,

EMPERYALİST-KAPİTALİST SİSTEM.

KAHROLSUN,

FAŞİZM.

YAŞASIN, SOSYALİZM...  YAŞASIN, KOMÜNİZM...


MARKS-ENGELS KİTAPLARI ARŞİVİ

LENİN KİTAPLARI ARŞİVİ

STALİN KİTAPLARI ARŞİVİ


Türkçe Kataer Hatası Düzeltme

Türkçe Kataer Hatası Düzeltme

PARTİLİ YOLDAŞLARIMIZI

SAYGIYLA VE SEVGİYLE ANIYORUZ

(sayfaya git)

ONLAR, KAVGAMIZIN SIRA NEFERİYDİLER.

ANILARINI MÜCADELEMİZDE YAŞATACAK,

ÖLENLERİN BOŞA ÖLMEDİĞİNİ BİLEREK SAVAŞIMIZI SÜRDÜRECEĞİZ...


TESLİM OLMAYANLAR,

ÖLMEZ.

NEZAFETTİN KOÇAK'TA,

ÖLMEDİ.

Turgut Koçak:

Onu,

Nazım'ın şiirleriyle uğurladım

fakat içimin ateşi sönmedi...

KURULUŞ: 15-16 HAZİRAN 1974 

48. YILINDAYIZ...

SOSYALİZM YOLUNDAYIZ...

YAŞASIN

TÜRKİYE SOSYALİST İŞÇİ PARTİSİ (TSİP)


LOUİS ARAGON

(Fransa Komünist Partisi Üyesi)

"PARTİM,

BANA GÖZLERİMİ KAZANDIRDI...

BELLEĞİMİ DE..."


ABD YÖNETİMİ,

DÜNYA HALKLARININ

BAŞ DÜŞMANI'DIR.


AB'DEN HİBE ALAN

SOL ÖRGÜTLER VE YÖNETİCİLERİ

ALÇAKTIR, LİBERALDİR, İŞBİRLİKÇİDİR.


1938 - 2021

KURUCU GENEL BAŞKANIMIZ

AHMET KAÇMAZ'I

SEVGİYLE VE SAYGIYLA ANIYORUZ


PARTİMİZİN ÖNDERİ

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK


18 YAŞINDAN GÜN ALDIYSANIZ.

PARTİ PROGRAMIMIZI OKUYUP BENİMSEDİYSENİZ.

 ÜYELİK FORMUNU BİLGİSAYARINIZA İNDİRİN, YAZICIDAN ÇIKTISINI ALIP DOLDURUN

0312 419 60 53 NO'LU TELEFONU YADA

0216 337 82 10 NO'LU TELEFONU ARAYIP BİLGİ VERİN,

SİZİ YÖNLENDİRELİM.

TSİP ADAY ÜYELİK BAŞVURU FORMU

PARTİ PROGRAMI VE TÜZÜK


(NOT: MARKS - ENGELS - LENİN - STALİN ARŞİVİ

(halkcephesi kütüphane) SAYFASINDAN ALINMIŞTIR.)

GÖZ BEBEĞİMİZ DİSK...

GELENEĞE SÖZ VERDİK,

GELECEĞE TAŞIYACAĞIZ.

DİSK VE DİSK'E BAĞLI SENDİKALARIN WEB SİTELERİ

DİSK
http://www.disk.org.tr/

BANK-SEN
http://www.banksen.org.tr

BASIN-İŞ
www.diskbasinis.org

BİRLEŞİK METAL-İŞ
http://www.birlesikmetal.org

BTO-SEN
www.btosen.org.tr
CAM KERAMİK-İŞ
http://www.disk-camkeramikis.org
DEV MADEN-SEN
http://www.devmadensen.org.tr
DEV SAĞLIK-İŞ
http://www.devsaglikis.org.tr
DEV TURİZM-İŞ
http://www.devturizmis.org.tr/
ENERJİ-SEN
http://www.enerjisen.org
EMEKLİ-SEN
http://www.tumemeklisen.com
DEVRİMCİ YAPI-İŞ
http://www.devyapi-is.org
GENEL-İŞ
http://www.genel-is.org.tr
GIDA-İŞ
http://www.gidais.com
GÜVENLİK-SEN
http://www.guvenliksen.org.tr/
İLETİŞİM-İŞ
http://www.deviletisimis.org.tr
LASTİK-İŞ
http://www.lastik-is.org.tr
LİMTER-İŞ
http://www.limteris.com
NAKLİYAT-İŞ
http://nakliyatis.org

SİNE-SEN
https://twitter.com/DiskSine

SOSYAL-İŞ
http://www.sosyal-is.org.tr
TEKSTİL
http://www.disktekstil.org

TÜMKA-İŞ
http://www.tumkais.org

TSİP RESMİ WEB SİTESİ:
https://www.tsip1974.org/
https://www.facebook.com/tsip15161974
https://www.facebook.com/tsip1974
STALİN KOMÜNİZMDİR
https://www.facebook.com/groups/345728572561507/
BU SAYFA, DOST VE KARDEŞ ÜLKE SURİYE HALKININ HABERLERİNE AYRILMIŞTIR.
https://www.facebook.com/groups/tsip15161974
UYAN ARTIK UYAN UYAN ESİRLER DÜNYASI
https://www.facebook.com/groups/2028259010571656/
"BU SAYFA, DİRENEN YOKSUL YEMEN HALKININ HABERLERİNE AYRILMIŞTIR."
https://www.facebook.com/groups/1740767676034913/
https://twitter.com/turgutkocak2009
https://twitter.com/TsipGenelSek
MAİL ADRESLERİ:
tsip15161974@gmail.com
tsip.ali.oner@gmail.com
tsip1974@hotmail.com
tsip@tsip1974.com
tsip.ali.oner@hotmail.com

turgutkocak2009@hotmail.com

DOST VE KARDEŞ ÜLKE SURİYE,

İŞTE BU KADAR GÜZEL.


PARTİ PROGRAMIMIZIN 'OR KODU'NU TELEFONUNUZA TARATIN.

İSTEDİĞİNİZ ZAMAN,

İSTEDİĞİNİZ YERDE OKUYUN.

PARTİ PROGRAMI VE TÜZÜK

Not: Programımızı okuyup benimseyen 18 yaşından gün almış herkes, partimize aday üyelik için başvurabilir.


PARTİMİZİN 1993 YILI 3. GENEL KURULUNDA YAPILAN KONUŞMALARI, TARİHİ ÖNEMİ NEDENİYLE YAYINLIYORUZ.

VELİ GÜRCAN YOLDAŞIN KONUŞMASI-1


VELİ GÜRCAN YOLDAŞIN KONUŞMASI-2


VELİ GÜRCAN YOLDAŞIN KONUŞMASI-3


GÜLTEKİN GAZİOĞLU YOLDAŞIN KONUŞMASI


TURGUT KOÇAK YOLDAŞ, KENDİ YAZDIĞI ŞİİRİ FIRTINA ÇOCUKLARI'NI OKUYOR

GENEL MERKEZ

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

Karanfil 1 Sokak No:24  Kat:5 Daire. 16

Kızılay - Ankara

TEL: 0312 419 60 53

ANKARA İL ÖRGÜTÜ

CELAL FİL (BAŞKAN)

Karanfil 1 Sokak No:24 Kat:5 Daire. 16

Kızılay - Ankara

TEL: 0312 419 60 53

ÇANKAYA İLÇE ÖRGÜTÜ

AYŞE SELMA ÖZKÖKLÜ (BAŞKAN)

Karanfil 1 Sokak No:24  Kat:5 Daire. 16

Kızılay - Ankara

TEL: 0312 419 60 53


MAMAK İLÇE ÖRGÜTÜ

NECDET COŞKUN (BAŞKAN)

TIP Fakültesi Caddesi No: 233/8 Tuzluçayır

Mamak - Ankara

İSTANBUL İL ÖRGÜTÜ

ADEM YAKAR (BAŞKAN)

Osmanağa Mah. Nüzhetefendi Sok.

Başaranoğlu İş Hanı No.20 Kat.4 Daire. 6

KADIKÖY- İSTANBUL

TEL: 0216 337 82 10

KADIKÖY İLÇE ÖRGÜTÜ

MÜNÜR BİRCAN (BAŞKAN)

Osmanağa Mah. Nüzhetefendi Sok.

Başaranoğlu İş Hanı No.20 Kat.4 Daire. 6

KADIKÖY- İSTANBUL

TEL: 0216 337 82 10

İZMİR İL ÖRGÜTÜ

NESRİN AYRANCI (BAŞKAN)

Fevzipaşa Mah. 847 Sk. Fatma Girgin İşhanı No. 15/201

KONAK / İZMİR


TSİP KONAK İLÇE ÖRGÜTÜ

İLÇE BAŞKANI: TÜRKER GÜLAY

Fevzipaşa Mah. 847 Sk. Fatma Girgin İşhanı No. 15/201

KONAK / İZMİR


TSİP KARABAĞLAR İLÇE ÖRGÜTÜ

İLÇE BAŞKANI: DİDEM ÖZLEM ÇIRAK

Fevzipaşa Mah. 847 Sk. Fatma Girgin İşhanı No. 15/201

KONAK / İZMİR

MUĞLA İL ÖRGÜTÜ

DERYA DÜŞÜNÜR (BAŞKAN)

Şeyh Mah. İnönü Cad. Doğruel İş Merkezi Kat:3/6

MUĞLA

MENTEŞE İLÇE ÖRGÜTÜ

MEHMET AYDIN (BAŞKAN)

Şeyh Mah. İnönü Cad. Doğruel İş Merkezi Kat:3/6

MENTEŞE / MUĞLA

ÜNYE İLÇE ÖRGÜTÜ

SALİM OĞUZ (BAŞKAN)

Burunucu Mah. Kaymakam Sok. No: 17

ÜNYE - ORDU

ÇANAKKALE İL ÖRGÜTÜ

Kemalpaşa Mah. Cumhuriyet Meydanı Çelik İş Hanı No.10 Kat.1  D.1

ÇANAKKALE

WEB SİTEMİZDEKİ YAZILARIMIZDAN
Bartolome de la Casas - Kızıl Derililer Nasıl Yok Edildi
Boris Lvovic Vasilyev / Sakindi Oranın Şafakları
Tarık Akan / Anne Kafamda Bit Var
MAKSİM GORKİ / ANA
Mitka Gribçeva / SENİ HALK ADINA ÖLÜME MAHKUM EDİYORUM
Gladkov - Fabrika
Dolores İbarruri / Faşizmi Ezeceğiz
İlya Grigoryeviç Ehrenburg / Dipten Gelen Dalga
Paul Lafargue / Tembellik Hakkı

TERZİ FİKRİ UNUTULAMAZ

YALANCININ MUMU

TSİP NASIL OLSAYDI NE OLURDU?

KAPİTALİST SİSTEM HIRSIZLIKTIR AHLAKSIZLIKTIR
SOSYALİSTLER VAR TSİP VAR GELECEK VAR

SOSYAL DEVLET Mİ? SOSYAL HALK MI?

GEREKSİZ TARTIŞMALAR
NE KADAR DA İKİYÜZLÜSÜNÜZ
ÖMER GÜRCAN
SOSYALİST SOL SEÇENEK OLABİLİR Mİ?
MUHALEFET NASIL YAPILIR?
FAŞİZM Mİ? İŞTE FAŞİZM!
TEK ADAM VE AYNA
ÜLKE BABALARININ ÇİFTLİĞİ OLDU
YARGIYA BAK TARAFSIZLIĞI GÖR
AKP VE SARAY = ZAM, ZULÜM; İŞKENCE
PARTİLİ YARGIÇ İSTER MİSİNİZ?
SİZ BUNA DEMOKRASİ Mİ D İ Y O R S U N U Z ?
DEVRİMBAZLIK MI? DEVRİMCİLİK Mİ?

12 MART FAŞİZMİ

MAFYA ÖYKÜSÜ GİBİ BİR ŞEY
KARŞIDEVRİMCİLER
KAPİTALİZM BİTTİ KURTULUŞ SOSYALİZMDE
SOSYALİZM DÜŞ MÜ GELECEK Mİ?
ANILAN FAKAT BİLİNMEYEN DENİZLER

TOPLUMU UYUTMA YOLLARI

HDP KAPATILSIN DİYENLERE
FAŞİZM VE GERİCİLİKLE NASIL SAVAŞILIR?
KİM BU TEVFİK GÖKSU?
LİBYA’YA ASKER YA DA ATEŞ KES
1960’LARDAN BUGÜNE SOSYALİST HAREKET-1  TİP
1960’LARDAN BUGÜNE SOSYALİST HAREKET-2  TSİP
NEDEN SOSYALİZM?
TÜRKİYE SOSYALİST İŞÇİ PARTİSİ'Nİ TANIYOR MUSUNUZ? -1
TÜRKİYE SOSYALİST İŞÇİ PARTİSİ'Nİ TANIYOR MUSUNUZ? -2
TÜRKİYE SOSYALİST İŞÇİ PARTİSİ'Nİ TANIYOR MUSUNUZ? -3
İŞİN NERESİNDEYİZ
SOSYALİZM DÜŞ MÜ GELECEK Mİ?
KISA POLİTİK DEĞERLENDİRİMLER VE TSİP’İN KURULUŞU
İDLİB DENİLEN HİKAYE
EVDE OTUR DEMİR YE!
DÜNYADA EN ÇOK HAİNİN BULUNDUĞU ÜLKE HANGİSİDİR?
AFRİN LOKUMU
HER ŞEYLERİ YALAN DOLAN BELGE VE BİLGİLERİ SAHTE
AZİZ NESİN VE HALK MASALLARI / Toplam 24 Masal
SOLAK SOL MU? SOSYALİZM Mİ?
SOLUN GENEL DURUMU
 SURİYE’DEN SONRA LİBYA BATAĞI
TSİP KOMÜNİST OLMAYANLARA DOKUNUR
SURİYE’DE NE OLUP BİTTİ
HDP’NİN KARARI
TEHLİKELİ OLAN SADECE KORONA VİRÜSÜ MÜ?
TROÇKİ VE TROÇKİZM ÜZERİNE
HAİN TROÇKİ
TROÇKİ STALİN VE KIZIL ORDU
TROÇKİ'DEN TİTO'YA
TROÇKİ FRANKO HİZMETİNDE
TROÇKİ VE LENİNE KARŞI KOMPLO
LENİN'İN 50. DOGUM YILDÖNÜMÜ VESİLESİYLE KONUŞMA - Stalin 1920
TRANSKAFKASYA'NIN SOSYALİZM MASKELİ KARŞI-DEVRİMCİLERİ - Stalin 1918
BOLŞEVİK PARTİNİN SAVAŞ, BARIŞ VE DEVRİM SORUNLARINDAKİ TEORİ VE TAKTİĞİ - Stalin
Ailenin, Özel Mülkiyetin ve Devletin Kökeni - Romada Devlet / Engels
POLİS DEVLETİ NASIL OLUR?
SENDİKALAR, MESLEK KURULUŞLARI, KOMÜNİST İŞÇİ PARTİLERİ LİNKLERİ
ÖRGÜTSÜZLÜĞÜ KUTSAYANLAR YA DA BOŞ GEVEZELİKLER…
TOPLAM 3563 GÜNLÜK "HER GÜN" BAŞLIKLI YAZIYA BAKMAK İÇİN TIKLAYINIZ

WEB VE MAİL ADRESLERİMİZ

TÜRKİYE SOSYALİST İŞÇİ PARTİSİ (TSİP)

SOCİALİST WORKERS' PARTY OF TURKEY

KURULUŞ:

15-16 HAZİRAN 1974

ORGANIZATIONS:

15-16 JUNE 1974

48. YILINDA... SOSYALİZM YOLUNDA...

EKİN SANAT DERGİSİ

İSTANBUL İL TEMSİLCİLİĞİ

Osmanağa Mah. Nüzhetefendi Sok.

Başaranoğlu İş Hanı No.20 Kat.4 Daire 6 -.7

 KADIKÖY- İSTANBUL

TEL: 0216 337 82 10



 


 

 


CUMHUR İTTİFAKI İLK TURDA YENİLMELİ

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

28 OCAK 2023

Seçimlere şunun şurasında pek bir şey kalmış değil. 6’lı Masa’da işi biraz daha ciddiye almak için 6’lı Masa’nın adını “Millet ittifakı” olarak değiştirdi ve bundan 73 yıl önce kullanılan bir sloganla da “Yeter söz milletin” denilerek bir adım daha atılmış oldu. Yıl 2023. Aradan bunca zaman geçmiş yeni bir slogan bile üretmekten yoksun hem iktidar hem de muhalefet bu içi boş sloganla karşı karşıya gelip kozlarını paylaşacaklar. “Millet ittifakı” “Türkiye’nin 13. Cumhurbaşkanı, ‘Yeter Söz Milletindir’ diyen Millet İttifakı’nın adayı olacaktır” vurgusunu da yaparak sanırız çığır atlayacağını düşünmüş olmalı ki açıklama bu şekilde yapıldı.

Bu arada Erdoğan’ın 3. Kez aday olamayacağı vurgusu da yapılarak bir adım da bu yönde atılmış oldu. Oysa daha önce bu konu şöyle bir geçiştirilir ve Kılıçdaroğlu tarafından “Diyelim ki ses çıkardık nereye gidecek? YSK üyelerini atayan kim? Erdoğan. İtiraz edeceğin hiçbir yer yok” denilerek Erdoğan’ın bu yaklaşımı çıkarına kullanacağı bir “mağduriyet” yaratarak sonuç almaya çalışacağı yolunda görüşler yüzünden konuya oldukça temkinli yaklaşılıp iktidarın sandıkta yenileceği izlenimi verilmişti ama gelen yoğun baskılar sonrasında aday olamayacağı yönünde de bastırılacağı yönünde böylece adım atılmış oldu.

Aday olmaması gerektiği, aday olmasının Anayasa’ya aykırı olduğunun kamuoyu ile paylaşılacağı üzerinde de durularak çok iddialı bir tutum sergilenmese de sonuçta bu konunun da dile getirileceği bir şekilde kamuoyuna duyurulmuş oldu. Tam, buraya kadar anladık da bu konuda ne gibi adımlar atılacağı, salt “aykırıdır” mı denilerek karşı çıkılacağı yoksa başka yolların da denenip denenmeyeceği belirsizliğini ne yazık ki koruyor. Karşı çıkılması ve ilgili yerlere itirazda bulunulması bir sonuç getirmeyeceğine, başkaca da kamuoyu yaratmak amacıyla kitlesel bir karşı çıkış da örgütlenmeyeceğine göre sonuç anlaşıldığı kadarıyla çok da değişmiş olmayacak. Düşük dozlu bir karşı olma yöntemi ile yetinilecekse karşı çıkmanın da fazladan bir getirisi olmayacak demektir ki işte “Millet İttifakı” bu konuda çok da net değil…

Erdoğan 14 Mayıs tarihinde yapılacak sözüm ona “Erken seçim kararını TBMM almazsa yetkimi kullanacağım” diyen Erdoğan’ın neye dayanarak yetkisini kullanacakmış halkımız hiç merak etmiyor mu? Ya da halkımızın bu konu ile ilgili bilgilendirilmesi kim ya da kimlerin görevidir acaba? Erdoğan şimdilik topu Meclise atarken kendisinin karar alması için de bir zemin hazırlıyor fakat kendisi böyle bir karar aldığında ise adaylığı Anayasal olarak suya düşüyor demektir ki zaten kendi davranışı ile bunu bir şekilde de kabul etmiş oluyor ama her ne hikmetse Anayasa’ya aykırı davranma savı bunlarda bir davranış şekline dönüştüğü için “Ne yapalım, adam zorla dediğini yapıyor” noktasına da bizleri getirmiş olmuyor mu?

Millet İttifakı Ortak politikalar Mutabakat Metni’ni önümüzdeki günlerde açıklayacak. Saadet Partisi’nde yapılacak olan bu toplantı 13 Şubat günü yapılacak. Yani 14 Mayıs tarihine 90 gün kala yapılacak olan bu toplantıda Cumhurbaşkanı adayını da açıklaması büyük bir olasılık içinde. Oysa adaylık konusunda bir uzlaşıya varıldığına dair herhangi bir şey ortada yok. 26 Ocak günü İyi Parti’de yapılan toplantı sırasında İyi Parti Genel Başkan Yardımcısı Kılıçdaroğlu’nun aday olmaması gerektiği düşüncesini ileri sürerek görevinden istifa etmemiş miydi? Neymiş efendim, “Sokakta Kemal Bey’e itiraz görüyoruz. Kılıçdaroğlu diretirse İyi Parti kendi adayanı çıkarır” diyen Paçacı değil miydi? Ya benzer şeylerle karşılaşılır da yeni bir curcuna ile güvensizlik toplum katına domino etkisi şeklinde yansırsa ne olacak o zaman? Paçacı bununla kalsa iyi üstüne üstlük bir de “toplumdaki mezhepsel önyargılara” da işaret edilme gereği duyuluyorsa itirazların burada kesilmeyeceğini görmemek olası mı? Bu durumda diyelim ki Kılıçdaroğlu’nun adaylığı kabul görse de benzer itirazlar yüzünden sözü geçen partilerin oylarının Kılıçdaroğlu’na bire bir geleceği düşüncesi suya düşmüş olmaz mı?

Onca hukuksuzluğu bu topluma dayatanlar, üçüncü kez aday olamayacakken bir anlamda zorla yasaları hiçe sayarak aday olabilenlerle de yeterince hesaplaşılamazken Millet İttifakı hala ne diye aday arayıp durur? Bir an önce adayın belirlenmesi ve geniş kesimlerin desteğini alacak ilkeler ortaya konularak kenetlenilmesinin gerektiğine karar verilmesi bu kadar zor mu? Hem geç kalınmışlığı da düşünürsek hemen her konuda yığınların aydınlatılması ve cumhur ittifakı karşısında bir kale gibi durulması için zamanımızın ne kadar kısa olduğu görülemiyor mu? Hemen her konuda bir an önce ikircikli tutum ve davranışlardan vaz geçilmeli Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin birinci turda bitirilmesi için kollar kesinlikle sıvanmalıdır.

Bütün bunları yaparken iki ittifakın dışında iki ittifakın ‘Emek ve Özgürlük İttifakı’ ve ‘Sosyalist İttifak’ın da düşüncelerinin alınması onların söylediklerine kulak verilmesi gerekmiyor mu? Hatta bu ittifakın dışında kalması olasılık içinde olan devrimcilerin, ilericilerin, sosyalistlerin de olduğunu anlamak ve görmek bu kadar zor mu?

Diyelim ki zor. İşte o zaman da kazanmak hiç de çantada keklik değildir, bilelim de…

Facebook'a Tıkla

Beğen - Yorum Yap - Paylaş


"HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZI: POLİTİKADA VÜCUT DİLİ

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

26 OCAK 2023

"GÜNCEL NOTLAR"

TURGUT KOÇAK (TSİP GENEL BAŞKANI)

AKP Ordu Milletvekili Şener Yediyıldız açık seçik yaptığı konuşmasında Erdoğan’ın ayakkabılarını ellerimizle yalamalıyız dedi mi?

Dedi.

Şimdi öğreniyoruz ki yeğeni eski Tuğ General Numan Yediyıldız Fetöcülükten aranıyormuş.

Demek ki neymiş bu zırva boşuna değilmiş.

**************

Ülkemizde başörtüsü diye bir sorun kalmamışken dinci, gerici ve faşistlerin bir kaşık suda fırtına koparmalarını iyi anlamak gerekir.

Çünkü başörtüsü sorunu yok.

Kimse de kimseye başörtüsü takıyor diye kötü bir davranış içinde değil ama başı açık kadınlara yönelik tehlike hep var.
.

31 ARALIK 2022 - 21 OCAK 2023

1- 2023 yılına girildikten sonra Türkiye’de gündemi belirleyen ve kamuoyunu sarsan ilk olaylardan biri, eski Ülkü Ocakları Başkanı ve MHP'de önemli görevlere ve Ülkü Ocakları Başkanlığı’na getirilip, sonra da bu görevinden alınmış olan Sinan Ateş’in Ankara’da gündüz vakti silahla vurularak öldürülmesi olmuştur.

Ankara’da gündüz vakti işlenmiş olan bu cinayet, Türkiye’de AKP-Saray İktidarı ve Cumhur İttifakının ülkeyi yönettiği son yıllarda siyasetin ne kadar kirlendiğini, devletin güvenlik kurumlarının bu ittifak ve iktidar altında ne kadar yozlaştığını göstermektedir.

Cinayetten sonra MHP Lideri ve yönetiminin Sinan Ateş’in ailesine ve kamuoyuna taziye mesajı dahi göndermemesi, onun anılmasına karşı çıkması ve İçişleri Bakanı olan Süleyman Soylu’ nun Sinan Ateş’i hedef alan açıklamaları, dikkatlerin ve şüphelerin MHP Yönetimi ve İçişleri Bakanı Soylu üzerinde toplanmasına neden olmuştur.

Sinan Ateş, ölünceye kadar MHP içinde yer almasına rağmen MHP ve bugünkü Ülkü Ocakları yönetiminin onun anılmasına karşı çıkması ve bunu yasaklaması, MHP Yönetimi ile Sinan Ateş arasında ciddi bir sorunun olduğunun ve bu sorunun üstünün örtülmesi için Ateş’in hedef alınarak öldürtüldüğünün bir kanıtıdır.

Muhalif medyadan elde edilen bilgilere göre 2023 yılının Ocak ayının ilk günlerinde işlenen bu cinayetin muhtemel en güçlü nedeni, MHP Yönetimi ile Ülkü Ocakları yönetiminin İçişleri Bakanı ile birlikte bulaştıkları, uyuşturucu madde ticareti ve satışı da dâhil olmak üzere suç ekonomisinin organizasyonunu yönetip, buradan pay almalarıdır.

Ateş, MHP içinde ve Ülkü Ocaklarında yaptığı çalışmalarla bunun önüne geçmeye, bunu engellemeye çalışmış, bu tür faaliyetlere karışanları Ülkü Ocaklarından uzaklaştırmaya çalışmıştır.

Bunun üzerine Ateş, MHP Yönetimi içinde suç ekonomisini organize edenlerle çatışmış ve onların Devlet Bahçeli’ye yaptıkları baskı sonucu Ülkü Ocakları Başkanlığı’ndan alınmıştır.

Ateş’in MHP Yönetimi ve Ülkü Ocakları’nda suç ekonomisini organize edenlerle ilgili çalışmaları bundan sonra da devam etmiştir.

Bunun üzerine MHP Yönetimi içinde AKP-Saray Hükümetinin İçişleri Bakanıyla birlikte suç ekonomisini organize edip, buradan pay alıp, önemli bir servet edinenlerin ve yaptıklarının açığa çıkmaması için mafya ve devlet güçleriyle anlaşılarak gündüz vakti mafyadan alınan tetikçilerce öldürülmüştür.

Sonradan yapılan araştırmalar sonucu, mafyanın bu tetikçilerinin özel harekât polisleri tarafından bir mafya babasının çiftliğinde eğitim görmeleri sağlanmış, sabıka kayıtları olan bu kişilerin yakalanmaması için özel harekât polisleri ve emniyetten kimi görevli amirlerin gözetimi altında suç mahalline götürülerek burada cinayeti işlemeleri sağlanmıştır.

Cinayetten sonra alınan tetikçiler, Beykoz’da mafya babalarının ve onlarla ilişki halinde olan devlet yetkililerinin ve iş adamlarının bulunduğu bir otele götürülmüşlerdir.

Ancak cinayetin üzerine düşülmesi sonucu bunlardan biri bu otelde yakalanmıştır.

Diğeri ise MHP Mersin Milletvekili Olcay Kılavuz’a ait bir evde bulunup, milletvekilinin direnmesine rağmen yakalanıp gözaltına alınmış, daha sonra savcılık talimatıyla serbest bırakılmıştır.

Bütün bunlardan da anlaşılacağı gibi Sinan Ateş’in öldürülmesiyle ilgili cinayet, planlanarak işlenmiş, bu cinayetin işlenmesi için mafyanın tetikçileri kullanılmış, bunların eğitilmesi, kullanılması için de devletin güvenlik birimleri olan özel harekât polisleri ve emniyet güçleri devreye sokulmuştur.

Devletin yetkili güçlerinin desteği ve koruması sayesinde de mafya bu suçu işleyecek tetikçileri bulup görevlendirmiş ve suçun işlenmesi ile ilgili görevi üzerine almıştır.

Bu da siyasiler, devlet görevlileri ve organize suç örgütleri arasındaki kirli ilişki ve bağlantıları açıkça ortaya koymakta, AKP-Saray İktidarı döneminde hem AKP İktidarının; hem de ortağı olan MHP Yönetimi’nin suç ekonomisine ve suça nasıl bulaştıklarını ortaya koymaktadır.

Eskiden de var olan organize suç örgütleriyle devlet arasındaki ilişkiler, son dönemde eskisiyle kıyaslanamayacak kadar artmış ve gelişmiştir.

Bütün bu gelişmelere rağmen tetikçilerden birinin Beykoz’da mafyanın ve mafyayla birlikte çalışanların kaldığı otelde yakalanıp gözaltına alınması ve cinayetin üzerine düşülmesi, sarayın ısrarlı takibi sonucunda olmuştur.

Kuşkusuz saray, bu suçun nasıl işlendiğini tespit ettirip, suçu kısmen aydınlatarak buradan elde edeceği bilgileri ileride MHP Yönetimi’ne karşı kullanarak MHP’nin AKP’ye bağımlılığını arttırmaya, devlet ve yönetim üzerindeki etkisini azaltmaya çalışacaktır.

Bunun yanında saray, İçişleri Bakanı Soylu karşısındaki konumunu güçlendirerek Soylu’ nun kendisi için bir rakip veya tehlike olmasını önlemeye çalışacak, hatta seçimlere az bir zaman kala Soylu’ nun görevini bir başkasına bırakarak AKP içinde arka planlara düşmesi bile sağlanabilecektir.

Buradan da anlaşılacağı gibi bu cinayet ve doğurduğu sonuçlar, sadece devletin ne kadar yozlaştırıldığını, iktidarın ve ortaklarının ne kadar suça battığını göstermekle kalmamakta; aynı zamanda iktidar ortakları ve AKP içindeki klikler arasındaki çıkar ve güç kavgasının ne kadar kızıştığını da ortaya koymaktadır.

*********
2-
Yeni yıla girerken üzerinde tartışılan 2023 yılı bütçesi de kesinleşti.

Her zaman olduğu gibi bu yılın bütçesinde de vergi yükünün büyük bir bölümü, işçi sınıfının, emeğiyle geçinen toplum kesimlerinin üzerine yığılırken, sermaye kesimine, patronlara ve mali sermayeye işçi sınıfının sırtından sürekli olarak kaynak aktarılmakta, ülkenin kaynaklarının büyük bir bölümü, yerli ve yabancı tekellere, patronlara ve mali (para) sermayeye gitmektedir.

Buna göre muafiyet ve istisnalarla patronların ödeyeceği 750 milyar liralık vergiden vazgeçiliyor.

Kamu hizmetlerine yatırıma, yeni hastane ve okul yapmaya yeterince kaynak ayrılmıyor.

Buna karşılık vergi yükünün büyük bir bölümü işçi sınıfının ve emeğiyle geçinenlerin sırtına yıkılıyor.

İşsizlik maaşından bile vergi kesintisinin alınmasına karşılık borsa kazancından vergi alınmıyor.

Her 100 liranın 18 lirası faize giderken, her dördünden biri okula aç giden çocuklara bir öğün yemek verilmesi için kaynak ayrılmıyor.

Kur Korumalı Mevduat Sistemi’ne müşteri garantili şehir hastanelerine, yol, köprü, havaalanı KÖİ (kamu özel sektör ortaklığı) projelerinde sermayeyi teşvik etmek için emekçilerin kasasından geniş çaplı kaynak ayrılırken, artan mazot, gübre, ilaç maliyeti nedeniyle toprağını ekemeyen çiftçilere destek verilmeyip, kaynak ayrılmıyor.

Bunun ayrılan payın %yanında kadın istihdamına, sığınaklara, kreşlere yeterli kaynak ayrılmıyor.

Buralara ayrılan kaynakların da bir kısmı kullandırılıyor.

Sermayeye her türlü teşvik ve destek verilirken, gittikçe yaklaşan Büyük İstanbul Depremi başta olmak üzere deprem gibi doğal afetlerin yol açacağı yıkımlara ve bu yıkımları önlemek için alınacak önlemlere kaynak ayrılmıyor.

Bunların dışında OECD ortalamasına göre eğitim bütçesinin milli gelire oranı % 6 iken, bu oran 2023 bütçesinde % 2,3 de kalıyor.

MEB bütçesinden eğitim yatırımlarına 2002 yılında % 17,18 pay ayrılırken, bu pay 2023 yılında % 9.18’ de kalıyor.

2023 Bütçesi’nde tüm kamu hizmetlerine ayrılan yatırım harcamalarının toplam bütçe içindeki payı ise bütçe gelirlerinin sadece % 10’ una karşılık geliyor.

Bütçeden kamu hizmetlerine ayrılan payın % 80’i zorunlu giderler için (personel giderleri ve sosyal güvenlik devlet primi giderleri) ayrılıyor.

Buna karşılık toplam gelir vergisinin % 70’i ise ücretiyle, maaşıyla geçinen işçilerden, kamu emekçilerinden alınacaktır.

Özetle 2023 yılında da hükümetin yaptığı bütçe, sermayenin, patronların yararına bir bütçe olup, vergi yükünün büyük bir bölümü emeğiyle geçinenlerin, işçilerin ve emekçilerin sırtına yüklenirken, onların sırtından mali sermayeye (para sermaye), yerli ve yabancı tekellere, patronlara kaynak aktarılmaya devam edilecektir.

Türkiye işçi sınıfı devrimci bir önderlik altında örgütlenerek ekonomik ve siyasi yaşama ağırlığını koymadıkça bu durum da böyle sürüp gidecek, krizlerin faturası da işçilere ve emekçilere ödettirilecektir.

*********
3-
Bu hafta 19 Ocak’ta Türk Vatandaşı sosyalist bir Ermeni yazar ve gazeteci Hırant Dink’in öldürülüşünün 16. Yılıydı.

Hırant Dink, öldürülüşünün 16’ ıncı yılında, çalıştığı Gazeteci, yazar Hırant Dink’ in öldürüldüğü gazetenin bulunduğu apartmanın önünde ve defnedildiği mezarlık olmak üzere İstanbul ve İzmir’de anıldı.

Çalıştığı büronun bulunduğu apartmanın önünde yüzlerce kişi toplandı.

Cinayetin sorumluları ve suçlular protesto edildi.

Hırant Dink’ in katledilişinin üzerinden bu yana tam 16 yıl geçmesine rağmen bu cinayet tüm yönleriyle aydınlatılamamış, cinayetin sadece tetikçisi ve onu bulup suça yöneltenler yakalanıp cezalandırılmışlardır.

Buna karşılık cinayetin kimler tarafından planlandığı ortaya konmamıştır.

Dink Cinayeti, bu ülkede aydınlara, kamuoyunda tanınmış sosyalist gazeteci ve yazarlara karşı işlenen suçların ilki olmayıp, bu tür cinayetlerden sadece bir tanesidir.

Diğer cinayetlerde olduğu gibi bu cinayet de bütünüyle aydınlatılamamıştır.

Çünkü Dink Cinayeti’ de devlet güçleriyle birlikte işlenmiş, katilleri sermaye düzeninin çıkarlarını savunan devlet güçleri tarafından teşvik edilip, korunmuştur.

Bu yüzden bütün yönleriyle açığa çıkarılıp aydınlatılmamıştır.

AKP’nin iktidarda olduğu 2007 yılında işlenen bu cinayetten günümüze 16 yıl geçmesine rağmen cinayetin bütünüyle aydınlatılmaması, AKP-Saray İktidarının da bu suçun bütün yönleriyle ortaya çıkmasını istemediğini göstermektedir.

Bunun sonucunda Dink Cinayeti, bir tetikçi olan Ogün Samast’ la sınırlı tutulup, üstü örtülerek AKP-Saray Hükümeti ve devlet yetkilileri tarafından gündemden düşürülmüştür.

Ancak Türkiye’de devrimci parti ve örgütler, tüm ilerici ve demokrat güçler, Dink’i anmaya ve onun anısını yaşatmaya devam edecek, ona ve onun gibi diğer demokrat ve devrimci gazeteci ve yazarlara karşı işlenip üstü kapatılmaya çalışılan suçları kamuoyuna anımsatmaya ve bunların aydınlatılması için mücadele etmeye devam edeceklerdir.

***********
4-
AKP-Saray Hükümeti’nin Rusya’nın baskısı ve İran’ın da etkisiyle Suriye’nin meşru hükümeti olan Esad Yönetimi’yle görüşmelerde bulunduğu artık hükümetin yetkilileri ve saray tarafından da açıklanıyor.

Görüşmelerinin ayrıntıları hakkında fazla bilgi verilmezken, AKP-Saray Hükümeti’nin Esad Yönetimi’yle bir anlaşmaya doğru gittiği bir gerçektir.

Bu anlaşmanın henüz gerçekleşmemiş olmasına rağmen Rusya’nın etkisiyle görüşmeler devam etmektedir.

Görüşmeler de İran’ın da bir etkisi bulunmaktadır.

Esasen Türkiye ve Suriye Savunma Bakanları arasında 28 Aralık-2022’de Rusya’nın başkenti Moskova’da 11 yıl sonra ilk üst düzey temas sağlanarak bir görüşme yapılmıştı.

Bu görüşmeler 2023 yılının Ocak ayında da artarak devam etmektedir.

AKP-Saray Hükümeti, Suriye’de içine düştüğü sıkışıklıktan kurtulmak, Rusya ile olan ilişkilerini geliştirerek gelecek seçimlere kadar Rusya Yönetimi’nden daha fazla destek almak, İran’la olan ilişkilerindeki pürüzlerden kurtulmak için Suriye Yönetimi’yle temas kurmak zorunda kalmıştır.

Zira Suriye’deki durum, hem Rusya ve İran’ın tepkileri ve baskıları; hem de Türkiye’nin sınır güvenliği, Suriyeli Mültecilerle ilgili olarak yaşanan sorunların kamuoyunda, AKP tabanında ve MHP ile ilişkilerde neden olduğu gerilim nedeniyle artık sürdürülemez hale gelmiştir.

Diğer yandan Türkiye’nin Arap Ülkeleriyle olan ilişkilerini geliştirmesi, ilerletmesi ve bu ülkelerin ekonomik kaynaklarından daha fazla yararlanması da Suriye’de atılacak adımlara bağlı kalmaktadır.

Bunun yanında AKP-Saray İktidarı ve ortağı olan MHP ile devlet güçleri, Suriye’nin kuzeyinde ABD’nin desteğinde Kürtlere örnek olacak bir YPG-PYD yapılanmasının devletleşmesinden korkmakta, bunu engellemeye çalışmaktadırlar.

Bunu da ancak Suriye’nin toprak bütünlüğünü koruyacak bir anlaşmaya yönelecek şekilde Suriye Yönetimi’yle anlaşarak yapabilirler.

Öte yandan Türkiye’nin sınır güvenliğinin sağlanması ve Ortadoğu’daki terörün Türkiye içinde yayılmasının önüne geçilebilmesi için de bu görüşmeler zorunludur.

Aksi takdirde AKP-Saray Hükümetinin bile kontrol edemeyeceği gelişmeler ortaya çıkabilir.

Bu da ülkeye olduğu gibi AKP-Saray İktidarına da zarar verebilir.

Bütün bu mecburiyetler, AKP’nin ve sarayın Suriye Politikasını köklü bir biçimde değiştirmektedir.

Türkiye ile Suriye arasında yapılacak olan bu görüşmelere kuşkusuz ki en fazla karşı çıkan devlet ABD olmaktadır.

ABD Yönetimi, Türkiye’nin veya bir başka devletin Şam Yönetimi’yle, yani Esad Yönetimi’yle görüşmesini desteklemediklerini, müttefikleri olan devletlerin de bu tür görüşmeler yapmasına karşı olduklarını örtülü olarak açıklamışlardır.

Bu da Suriye’de yaşanan büyük yıkım ve iç savaşın en büyük sorumlusunun Amerikan Emperyalizmi ve Amerikan Yönetimleri olduğunu açıkça göstermektedir.

ABD Yönetimi, Türkiye Suriye görüşmeleri sırasında Suriye’nin kuzeybatısındaki İdlip Bölgesi’nde bulunan dinci örgütleri etkileyerek bunların içinden bir gruba saldırılar düzenlettirerek bu görüşmeleri baltalamaya, görüşmelerin sürdürülmesini engellemeye çalışabilir.

Bunun dışında AKP-Saray Hükümetinin Suriye’de Esad Yönetimi’yle yapmakta olduğu bu görüşmeler, AKP-Saray Hükümetinin beslediği dinci-gerici örgütlerle AKP Hükümetinin arasının gittikçe açılmasına, hatta bu güçlerle bölgedeki Türk Askerleri arasında çatışmalara da yol açabilir.

Bu da AKP-Saray Hükümeti ile İdlip’ deki İslamcı-dinci ve gerici örgütler arasındaki ilişkilerin yakın gelecekte daha fazla bozulacağını gösteriyor.

Bunun sonucunda İdlip’ deki AKP-Saray Hükümeti’nin beslediği bu dinci-gerici güçler, Türkiye’deki uzantılarına Türkiye’ye yönelik olarak terör eylemleri yaptırabilirler.

Öte yandan AKP-Saray Hükümetinin Kuzey Suriye’de PYD-YPG Güçlerine karşı yapacağı kara harekâtı ise ABD Yönetimi’nin buna karşı çıkması, Rusya Yönetimi’nin ise böyle bir operasyona destek vermeyip, göz yummak istememesi nedeniyle gerçekleştirilememektedir.

İlerde de gerçekleştirilmesi kuşkuludur.

Bundan dolayı da AKP-Saray İktidarı, bu bölgede sadece sınırlı bir hava harekâtı ile yetinmek zorunda kalacak ve bir kara operasyonuna girip bunu Türkiye içinde seçimlere dönük olarak bir başarı olarak kullanamayacaktır.

Zira ham ABD, hem de Rusya’nın böyle bir operasyona karşı olması, bu operasyonun gerçekleşmesi olasılığını da büyük oranda düşürmüştür.

Bütün bunların dışında ABD ile yapılan görüşmelerden bir sonuç alınamamış olması nedeniyle AKP-Saray İktidarı Rusya’nın desteğini sağlamak için daha fazla çaba sarf etmek zorunda kalacak, Suriye Yönetimi ile olan görüşmelerine de hız vermek zorunda kalacaktır.

**********
5-
Son dönemde alınan haberler, cumhur ittifakı içinde yapılan görüşmeler, 2023 yılının haziran ayında yapılacak olan genel seçimlerin bir ay erkene alınarak 14 Mayıs tarihinde yapılmasının muhtemel olduğunu gösteriyor.

Meclisteki muhalefet partilerinin kabul etmemesi halinde cumhurbaşkanı, 2017 yılında yapılan anayasa değişikliğinin kendisine tanıdığı yetkiye dayanarak Mart ayı başında meclisi dağıtabilir ve bundan 60 gün sonra da seçime gidilir.

Bu durumda seçimler için seçilecek tarih te 14 Mayıs Pazar günü olacaktır.

Kuşkusuz ki 14 Mayıs tarihinin Türk Sağı için büyük bir önemi vardır.

AKP-Saray hükümeti, seçim için bu tarihi seçmekle tüm sağı kendi çevresinde toplayıp, sağdaki rakiplerini zayıflatmak isteyecektir.

Ancak bugün yaşanan ağır ekonomik sorunlar, eşi benzeri görülmemiş yolsuzluklar ve hukuk dışı tutumlar nedeniyle bunun büyük bir etkiye yol açması mümkün değildir.

AKP-Saray İktidarı, artık sermaye sınıfına bile eskisi kadar güven verememektedir.

Bunun dışında seçimlerin erkene alınması, Erdoğan’ın son kez cumhurbaşkanlığına adaylığını koymasını kolaylaştıracaktır.

Ancak şu anda yürürlükteki anayasaya göre de aynı cumhurbaşkanı üçüncü kez aday olup cumhurbaşkanı seçilememektedir.

Bunun için meclisteki muhalefet partilerinin Erdoğan’ın üçüncü kez aday olmasına karşı bir tutum alarak bunu kamuoyunun gündemine taşımaları gerekmektedir.

Her ne kadar bu durumu engelleyemeseler de AKP-Saray Hükümetinin bu konuda da hukuk ve yasa tanımayan keyfi ve baskıcı yönünü daha açık bir biçimde ortaya koymaları gerekir.

Bunun dışında hem meclis içinde yer alan muhalefet partileri, hem de meclisin dışında yer alan muhalif güçler, devrimci parti ve örgütler, faşizmin en güçlü ve en etkili odağı haline gelen AKP-Saray Hükümetinin seçimlerde yapacakları hileleri önlemek, sandıklara sahip çıkmalıdırlar.

Bunun dışında seçim öncesinde seçmen listelerinde yapılacak hileleri ve seçim gününde de seçmenlerle ilgili olarak yapılabilecek hileleri önlemek için gerekli çalışmalarını hızlandırmalı ve bu çalışmaları daha sistemli ve örgütlü hale getirmelidirler.

Facebook'a Tıkla

Beğen - Yorum Yap - Paylaş


10 Şubat1953 - 21 Temmuz 2021

DİSK BASIN-İŞ ESKİ GENEL SAYMANI

TSİP MYK ÜYESİ SERMİN ÖNER (ŞAHİN),

ÖLDÜ...

AMA, YENİLMEDİ...

ÇÜNKÜ,

"TESLİM OLMAYANLAR YENİLMEZ"

Nâzım Hikmet:

Ölenler
Dövüşerek öldüler;
güneşe gömüldüler.
Vaktimiz yok onların matemini tutmaya!

Akın var
güneşe akın!

Güneşi zapt edeceğiz
güneşin zaptı yakın!

Üzümleri kan damlalı kırmızı bağlar tütüyor!

Kalın tuğla bacalar
kıvranarak
ötüyor!

Haykırdı en önde giden,
emreden!

Bu ses!
Bu sesin kuvveti,
bu kuvvet
yaralı aç kurtların gözlerine perde
vuran,
onları oldukları yerde
durduran
kuvvet!

Emret ki ölelim
emret!

Güneşi içiyoruz sesinde!

Coşuyoruz,
coşuyor!..

Yangınlı ufukların dumanlı perdesinde
mızrakları göğü yırtan atlılar koşuyor!

Akın var
güneşe akın!

Güneşi zapt edeceğiz
güneşin zaptı yakın!

Toprak bakır
gök bakır.
Haykır güneşi içenlerin türküsünü,
Hay-kır
Haykıralım!

YOLDAŞIMIZ, MYK ÜYEMİZ SERMİN ÖNER'İ

SEVİYLE VE SAYGIYLA ANIYORUZ.


TSİP PROGRAMINDAN:

KADINA ŞİDDET'E HAYIR

b) Dayak ve her türlü yıldırma yöntemleri en ağır biçimde cezalandırılacak, insanlık onurunu ayaklar altına alan, kadının kendi bedenini herhangi maddi çıkar karşılığı satması kesin olarak önlenecek, fuhşun tuzağından kurtulan kadınların onurlu bir yaşama kavuşması için iş sağlanacak, fuhşun ve kadını aşağılayan diğer baskıların nesnel koşulları ortadan kaldırılacaktır.




TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN

"SOSYALİST ÖĞRETİ YENİDEN"

BAŞLIKLI YAZILARININ TAMAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ


Av. İdris Köylü

AV. İDRİS KÖYLÜ YOLDAŞIN WEB SİTESİ

AV. İDRİS KÖYLÜ YOLDAŞIN SİYASAL YAZILARI

AV. İDRİS KÖYLÜ YOLDAŞIN SANATSAL YAZILARI

İdris Köylü arkadaşa soru-görüş ve önerilerinizle ilgili mail gönderebilirsiniz


Turgut KOÇAK:

VELİ GÜRCAN

Veli Gürcan yoldaşımız Isparta Lisesi’nde öğrenciyken komünist olduğu gerekçesiyle disiplin kuruluna verilmiş daha sonra da okuldan uzaklaştırılmıştır. Lise son sınıfı bu yüzden Afyon’da okumak zorunda kalmış, liseyi bitirdikten sonra ise İstanbul Üniversitesi Felsefe bölümüne girmiştir. Burada TİP üyesi olan Gürcan daha sonra kurulan TİP’in gençlik örgütü Sosyalist Gençlik Örgütü’ün (SGÖ) yöneticisi olmuştur.

12 Mart faşizmi ile birlikte kapatılan TİP’ten sonra ise daha sonra TSİP’i kuracak olan bir grup arkadaşla birlikte olmuştur.

İyi bir sokak tiyatrocusu olan Gürcan Kavel direnişine de katılarak direnişçiler için moral kaynağı olmuştur. 12 Mart faşizminin yüzünden son sınıfta öğrenimini bırakmak zorunda kalan Gürcan, parti çalışmaları yüzünden okula devam edip okulunu bitirememiştir. 12 Eylül sonrasında da çalışmaların içinde yer alan arkadaşımız Filistin’de de bulunmuş daha sonra Avrupa’ya gitmiş ve kendi isteği ile yeniden Türkiye’ye dönmüştür. Parti çalışmaları yüzünden 1985 Temmuzunda tutuklanmış ve bir süre içerde kaldıktan sonra serbest bırakılmıştır. Parti içinde başlayan tartışmalarda yer almış ve görüşlerini dile getirmiştir.

Son toplantıdan birlikte ayrılırken diğer arkadaşlara ben; “bu parti kendi adıyla yeniden kurulacak, ilke, kitle, Gerçek, Sosyalist ve Gerçek yeniden çıkarılacak” dedim. Gürcan’la sözleştik ve ölünceye kadar kendisiyle sözleşmemizi bozmadık. Bugüne kadar ne onun ne de bizim birbirimizle ilgili sarfettiğimiz tek kötü söze kimse tanık olmuş değildir. Kendisi partimizin yeniden açılış genel kurulunda delegemizdi ve genel kurulumuzda kendisine yakışır bir konuşma yaparak bize güç ve destek verdi. Onu, insan olan Veli Gürcan’ı unutmayacağız.

Değerli yoldaşlarım insan kimileri ile öylesine güzel şeyler paylaşır ki, bunlar ölünceye kadar unutulamaz. Benim gerçekte Veli Gürcan’la paylaştıklarım da böylesine unutulmayacak güzelliklerdi ve bunları, bu güzellikleri korumayı vefa borcunun çok ötesinde şeyler olarak algılıyor ve sahip çıkıyorum.

Kendisini en son görüşüm Senirkent’te yaşadığı bağ evinde oldu. Yaşadığı sıkıntıyı oradan hemen uzaklaştırılması gerektiğini biliyorduk. Çıkıp iki partili bayan arkadaşla birlikte yanına gittik. İki gün orada kaldıktan sora üçüncü gün aramızda sözleşerek ayrıldık. Biz oradayken Afer Kara ve çocukları da geldiler. Onlarda Veli arkadaşı çok severlerdi, şimdi düşünüyorum da keşke onlar gelmemiş olsalardı diyorum. Çünkü kendisiyle sözleşmiş işlerini düzene koyar koymaz partiyi tüm Türkiye’de örgütlemek üzere sözleşmiştik. Onlar Veli Gürcan’ı ikna edip tatile götürdüler. Oysa biz kısa bir süre sonra bir araya gelecek ve birlikte parti tarihini yazacaktık. Oysa Veli oradan İzmir’e geçmiş bizden bir süre daha zaman istemişti. Ne yazık ki zamanı uzun sürdü ve bir daha geri dönemedi. Veli Gürcan hastalanmıştı.

Oysa kendisiyle sözleştiğimiz üzere Ankara’da ev bile hazırlamaya başlamıştık. Çünkü kendisi artık kimsenin evinde kalamayacağını söylemişti bize. O görüşmeden bende kalan unutamadığım şey abisinin eşinin bize söylediğidir. Abisinin eşi bize ne edin edin Veli ağabeyimi buradan götürün demişti. Çünkü; Veli ağabeyim bağ evinde yalnız diye düşündüğüm için bir kadına düğürlük ettim o kadın da, “o aklını yemiş adama mı kaldım’ diye beni geri çevirdi demişti…

Kendisiyle son görüşmemse bir telefon konuşmamız oldu. Cezamızın kesinleştiği için aranır durumdaydık. O ise İzmir Göğüs Hastanesi’nde neredeyse son günlerini yaşıyordu. Bana kendi durumunu önemsemeden “Yahu ağam nedir bu devletin senden istediği” demişti. Sonra öldü cenazesine bile gidemedim. Birkaç gün sonrada Ankara’da düzenlenen bir operasyonla tutuklandım.

O öldükten sonra kendisine TSİP’li ya da değil pek çok çevre sahip çıktı. Ve hatta mezarını bile yaptırdılar. Gerçekte bu insanoğlunu anlamak çok zor. O sağken kimsenin içtenlikle sahip çıkmadığı Veli Gürcan her nedense birden sahiplenilencek insan olarak görüldü ve herkes orada görünmek için yarıştı. Şimdi kızı Aslı’nın mezarı başında söylediği “Babamın ne çok dostları varmış” sözü nasıl da hüzünlendirici değil mi?

Ve zaten bu işte her zaman için bir gariplik olmuş, benim de aklıma hep takılmıştır nedense. Tanıdığım bir çok komünist kimseyi sağken her nedense arayan soran olmamıştır ama öldükten sonra kimi zaman salonlarda, kimi zaman mezarı başında birileri anar olmuştur. Burada kel ölür sırma saçlı olur, kör ölür badem gözlü olur betimlemesi biraz yerine oturan bir benzetme değil ama her nedense bütün anmalar bu alışkanlıklar içinde yapılıyor. Beni de asıl kızdıran şey budur. Ama biz TSİP’liler olarak söz veriyoruz Veli Gürcan yoldaşımızı kendi emekleri ile anacak ve kendisin asla unutturmayacağız.

Parti olarak Veli Gürcan’ın adını yaşatmak için onun adına sayısız çalışmalar yapacak olan eylemlilikler yürüteceğiz. Bu konuda ilk işimiz Veli Gürcan’ın adını verdiğimiz PARTİ OKULU olacaktır. Onun adına bilimsel araştırmalar düzenleyecek yazın alanında etkinlikler düzenleyeceğiz.

Bu partide Veli Gürcan’ı herkesten çok daha iyi tanıyan biri olarak onu gerçek insanlığı ile döne döne anarak hakkında düşündüklerimi bitirmek isterim.

Kimi insanlar vardır ki, devrimcidir. Ama sadece devrimcidir. Onların devrimcilikleri de soğuk demir gibidir insanı asla ısıtmaz. İnsanı asla ta can evinden sarıp sarmalamaz. Onlara bir türlü ısınamazsınız, söyleyeceklerinizi bile söylemekten çekinir ve hatta başka dünyaların insanları olduğunuzu bile düşünürsünüz. Bu gibiler çoğu zaman bu durumlarına sayısız neden ileri sürebilirler. Çoğu zaman da bu davranışlarını disiplin adı altında sürdürürler. Oysa gerçeklerin öyle olmadığını küçücük bir sınama denemede bile yakalar ve hayal kırıklığına uğrarsınız.

Şimdi gelelim Veli Gürcan’a; bu arkadaşımız ne adına olursa olsun o sıcak, o kucaklayan insan yanını bir kez bile olsun es geçmiş biri değildir. Kendisine en ağır sözler söyleyen kimseleri bile hoş görmekle kalmamış onları Veli Gürcan sıcaklığı ile sarıp sarmalamıştır. Veli Gürcan sıcaklığı dedimse kimse bu da nasıl bir şeydir deyip geçmemelidir. Gerçekten de onu tanıyanlar benim bu tanımlamama hak vereceklerdir. Bu nedenle bizim partimizde yoldaşlar arasında sıcaklığın adı da Veli Gürcan sıcaklığıdır. Bu sıcaklığı ve insan davranışını her yoldaşımıza karşı sonuna kadar korumak Veli Gürcan arkadaşımıza bizim borcumuzdur diye düşünüyor, attığımız her adımı buna göre atıyoruz.

Şimdi o yok. Ama onunla birlikte biriktirdiğimiz bütün değerler bizim için yeri doldurulamaz önemde birer hazinedir.

Gürcan’ın babasını da iyi tanıyan biri olarak Veli Gürcan’daki güzelliklerin kaynağını çok iyi biliyorum.

Her ikisini de bu nedenle bir kez daha yürekten anmayı bir görev sayıyorum.

Behice Boran:

'Sosyalist Doğulmaz, Yaşanır'

İstanbul Sıkıyönetim Komutanlığı’ndaki duruşmada hakim karşısına çıkarıldı.


DİNLENE DİNLENE...

Hakim sordu: Çıktınız mı?

-Çıktık.

-Ne yapacaktınız?

-Taksim’e doğru yürüyecektik.

-Peki neden çıktığınız?

-1 Mayıs emeğin bayramı, mücadele günüdür. Biz de o sınıfın partisiyiz, çıktık.

-Nereden çıktınız?

-Merter’den çıktık.

-Nereye gidecektiniz?

-Taksim’e.

-Merter neresi Taksim neresi, uzun yol; siz yaşlısınız nasıl gideceksiniz?

-Dinlene dinlene…”

YAZININ TAMAMI


SAYFA BAŞI