Website Performance TSİP: 48. YILINDAYIZ... SOSYALİZM YOLUNDAYIZ... TSİP: KURTULUŞUMUZ SOSYALİZM... SİLAHIMIZ PARTİ...


KAHROLSUN,

EMPERYALİST-KAPİTALİST SİSTEM...

KAHROLSUN,

FAŞİZM...

YAŞASIN, SOSYALİZM...  YAŞASIN, KOMÜNİZM...


TSİP: GERÇEK YAYINLARI EĞİTİM  DİZİSİ BROŞÜRLERİ

FAŞİZM NEDİR?

EMPERYALİZM NEDİR?

EMPERYALİZM NEDİR?

SOSYAL SINIF NEDİR?

SOSYAL SINIF NEDİR?

KAPİTALİZM NEDİR?

KAPİTALİZM NEDİR?

KAPİTALİZM NEDİR-1

KAPİTALİST TOPLUMDA SINIFLAR

KAPİTALİST TOPLUMDA SINIF MÜCADELESİ

KAPİTALİST TOPLUMDA SINIF MÜCADELESİ

Türkçe Kataer Hatası Düzeltme

Türkçe Kataer Hatası Düzeltme

PARTİLİ YOLDAŞLARIMIZI

SAYGIYLA VE SEVGİYLE ANIYORUZ

(sayfaya git)

ONLAR, KAVGAMIZIN SIRA NEFERİYDİLER.

ANILARINI MÜCADELEMİZDE YAŞATACAK,

ÖLENLERİN BOŞA ÖLMEDİĞİNİ BİLEREK SAVAŞIMIZI SÜRDÜRECEĞİZ...


KURULUŞ: 15-16 HAZİRAN 1974 

48. YILINDAYIZ...

SOSYALİZM YOLUNDAYIZ...

YAŞASIN

TÜRKİYE SOSYALİST İŞÇİ PARTİSİ (TSİP)


GERİCİ-FAŞİST AKP İKTİDARI, KİN'CİDİR.

İKİSİ DE DEMANS HASTASI OLDUĞU HALDE,

ÇEVİK BİR'İ SERBEST BIRAK,

SN. AYSEL TUĞLUK'U İÇERİDE TUTMAYA DEVAM ET.

#SnAyselTuğlukDerhalSerbestBırakılsın

BU PAYLAŞIMA FACEBOOK'TA YORUM YADA, BEĞENİ YAP.


Türkçe Kataer Hatası Düzeltme


LOUİS ARAGON

(Fransa Komünist Partisi Üyesi)

"PARTİM,

BANA GÖZLERİMİ KAZANDIRDI...

BELLEĞİMİ DE..."


ABD YÖNETİMİ,

DÜNYA HALKLARININ

BAŞ DÜŞMANI'DIR.


AB'DEN HİBE ALAN

SOL ÖRGÜTLER VE YÖNETİCİLERİ

ALÇAKTIR, LİBERALDİR, İŞBİRLİKÇİDİR.


1938 - 2021

KURUCU GENEL BAŞKANIMIZ

AHMET KAÇMAZ'I

SEVGİYLE VE SAYGIYLA ANIYORUZ


PARTİMİZİN ÖNDERİ

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK


18 YAŞINDAN GÜN ALDIYSANIZ.

PARTİ PROGRAMIMIZI OKUYUP BENİMSEDİYSENİZ.

 ÜYELİK FORMUNU BİLGİSAYARINIZA İNDİRİN, YAZICIDAN ÇIKTISINI ALIP DOLDURUN

0312 419 60 53 NO'LU TELEFONU YADA

0216 337 82 10 NO'LU TELEFONU ARAYIP BİLGİ VERİN,

SİZİ YÖNLENDİRELİM.

TSİP ADAY ÜYELİK BAŞVURU FORMU

PARTİ PROGRAMI VE TÜZÜK


(NOT: MARKS - ENGELS - LENİN - STALİN ARŞİVİ

(halkcephesi kütüphane) SAYFASINDAN ALINMIŞTIR.)

GÖZ BEBEĞİMİZ DİSK...

GELENEĞE SÖZ VERDİK,

GELECEĞE TAŞIYACAĞIZ.

DİSK VE DİSK'E BAĞLI SENDİKALARIN WEB SİTELERİ

DİSK
http://www.disk.org.tr/

BANK-SEN
http://www.banksen.org.tr

BASIN-İŞ
www.diskbasinis.org

BİRLEŞİK METAL-İŞ
http://www.birlesikmetal.org

BTO-SEN
www.btosen.org.tr
CAM KERAMİK-İŞ
http://www.disk-camkeramikis.org
DEV MADEN-SEN
http://www.devmadensen.org.tr
DEV SAĞLIK-İŞ
http://www.devsaglikis.org.tr
DEV TURİZM-İŞ
http://www.devturizmis.org.tr/
ENERJİ-SEN
http://www.enerjisen.org
EMEKLİ-SEN
http://www.tumemeklisen.com
DEVRİMCİ YAPI-İŞ
http://www.devyapi-is.org
GENEL-İŞ
http://www.genel-is.org.tr
GIDA-İŞ
http://www.gidais.com
GÜVENLİK-SEN
http://www.guvenliksen.org.tr/
İLETİŞİM-İŞ
http://www.deviletisimis.org.tr
LASTİK-İŞ
http://www.lastik-is.org.tr
LİMTER-İŞ
http://www.limteris.com
NAKLİYAT-İŞ
http://nakliyatis.org

SİNE-SEN
https://twitter.com/DiskSine

SOSYAL-İŞ
http://www.sosyal-is.org.tr
TEKSTİL
http://www.disktekstil.org

TÜMKA-İŞ
http://www.tumkais.org

TSİP RESMİ WEB SİTESİ:
https://www.tsip1974.org/
https://www.facebook.com/tsip15161974
https://www.facebook.com/tsip1974
STALİN KOMÜNİZMDİR
https://www.facebook.com/groups/345728572561507/
BU SAYFA, DOST VE KARDEŞ ÜLKE SURİYE HALKININ HABERLERİNE AYRILMIŞTIR.
https://www.facebook.com/groups/tsip15161974
UYAN ARTIK UYAN UYAN ESİRLER DÜNYASI
https://www.facebook.com/groups/2028259010571656/
"BU SAYFA, DİRENEN YOKSUL YEMEN HALKININ HABERLERİNE AYRILMIŞTIR."
https://www.facebook.com/groups/1740767676034913/
https://twitter.com/turgutkocak2009
https://twitter.com/TsipGenelSek
MAİL ADRESLERİ:
tsip15161974@gmail.com
tsip.ali.oner@gmail.com
tsip1974@hotmail.com
tsip@tsip1974.com
tsip.ali.oner@hotmail.com

turgutkocak2009@hotmail.com

DOST VE KARDEŞ ÜLKE SURİYE,

İŞTE BU KADAR GÜZEL.


PARTİ PROGRAMIMIZIN 'OR KODU'NU TELEFONUNUZA TARATIN.

İSTEDİĞİNİZ ZAMAN,

İSTEDİĞİNİZ YERDE OKUYUN.

PARTİ PROGRAMI VE TÜZÜK

Not: Programımızı okuyup benimseyen 18 yaşından gün almış herkes, partimize aday üyelik için başvurabilir.


PARTİMİZİN 1993 YILI 3. GENEL KURULUNDA YAPILAN KONUŞMALARI, TARİHİ ÖNEMİ NEDENİYLE YAYINLIYORUZ.

VELİ GÜRCAN YOLDAŞIN KONUŞMASI-1


VELİ GÜRCAN YOLDAŞIN KONUŞMASI-2


VELİ GÜRCAN YOLDAŞIN KONUŞMASI-3


GÜLTEKİN GAZİOĞLU YOLDAŞIN KONUŞMASI


TURGUT KOÇAK YOLDAŞ, KENDİ YAZDIĞI ŞİİRİ FIRTINA ÇOCUKLARI'NI OKUYOR

GENEL MERKEZ

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

Karanfil 1 Sokak No:24  Kat:5 Daire. 16

Kızılay - Ankara

TEL: 0312 419 60 53

ANKARA İL ÖRGÜTÜ

CELAL FİL (BAŞKAN)

Karanfil 1 Sokak No:24 Kat:5 Daire. 16

Kızılay - Ankara

TEL: 0312 419 60 53

ÇANKAYA İLÇE ÖRGÜTÜ

AYŞE SELMA ÖZKÖKLÜ (BAŞKAN)

Karanfil 1 Sokak No:24  Kat:5 Daire. 16

Kızılay - Ankara

TEL: 0312 419 60 53


MAMAK İLÇE ÖRGÜTÜ

NECDET COŞKUN (BAŞKAN)

TIP Fakültesi Caddesi No: 233/8 Tuzluçayır

Mamak - Ankara

İSTANBUL İL ÖRGÜTÜ

ADEM YAKAR (BAŞKAN)

Osmanağa Mah. Nüzhetefendi Sok.

Başaranoğlu İş Hanı No.20 Kat.4 Daire. 6

KADIKÖY- İSTANBUL

TEL: 0216 337 82 10

KADIKÖY İLÇE ÖRGÜTÜ

MÜNÜR BİRCAN (BAŞKAN)

Osmanağa Mah. Nüzhetefendi Sok.

Başaranoğlu İş Hanı No.20 Kat.4 Daire. 6

KADIKÖY- İSTANBUL

TEL: 0216 337 82 10

İZMİR İL ÖRGÜTÜ

NESRİN AYRANCI (BAŞKAN)

Fevzipaşa bulvarı Azim Han No.17 Kat.4  D. 404-405 Çankaya

KONAK / İZMİR

Tel: 0232 425 95 35  Fax: 0232 425 04 45

MUĞLA İL ÖRGÜTÜ

DERYA DÜŞÜNÜR (BAŞKAN)

Şeyh Mah. İnönü Cad. Doğruel İş Merkezi Kat:3/6

MUĞLA

MENTEŞE İLÇE ÖRGÜTÜ

MEHMET AYDIN (BAŞKAN)

Şeyh Mah. İnönü Cad. Doğruel İş Merkezi Kat:3/6

MENTEŞE / MUĞLA

ÜNYE İLÇE ÖRGÜTÜ

SALİM OĞUZ (BAŞKAN)

Burunucu Mah. Kaymakam Sok. No: 17

ÜNYE - ORDU

ÇANAKKALE İL ÖRGÜTÜ

Kemalpaşa Mah. Cumhuriyet Meydanı Çelik İş Hanı No.10 Kat.1  D.1

ÇANAKKALE

WEB SİTEMİZDEKİ YAZILARIMIZDAN
Bartolome de la Casas - Kızıl Derililer Nasıl Yok Edildi
Boris Lvovic Vasilyev / Sakindi Oranın Şafakları
Tarık Akan / Anne Kafamda Bit Var
MAKSİM GORKİ / ANA
Mitka Gribçeva / SENİ HALK ADINA ÖLÜME MAHKUM EDİYORUM
Gladkov - Fabrika
Dolores İbarruri / Faşizmi Ezeceğiz
İlya Grigoryeviç Ehrenburg / Dipten Gelen Dalga
Paul Lafargue / Tembellik Hakkı

TERZİ FİKRİ UNUTULAMAZ

YALANCININ MUMU

TSİP NASIL OLSAYDI NE OLURDU?

KAPİTALİST SİSTEM HIRSIZLIKTIR AHLAKSIZLIKTIR
SOSYALİSTLER VAR TSİP VAR GELECEK VAR

SOSYAL DEVLET Mİ? SOSYAL HALK MI?

GEREKSİZ TARTIŞMALAR
NE KADAR DA İKİYÜZLÜSÜNÜZ
ÖMER GÜRCAN
SOSYALİST SOL SEÇENEK OLABİLİR Mİ?
MUHALEFET NASIL YAPILIR?
FAŞİZM Mİ? İŞTE FAŞİZM!
TEK ADAM VE AYNA
ÜLKE BABALARININ ÇİFTLİĞİ OLDU
YARGIYA BAK TARAFSIZLIĞI GÖR
AKP VE SARAY = ZAM, ZULÜM; İŞKENCE
PARTİLİ YARGIÇ İSTER MİSİNİZ?
SİZ BUNA DEMOKRASİ Mİ D İ Y O R S U N U Z ?
DEVRİMBAZLIK MI? DEVRİMCİLİK Mİ?

12 MART FAŞİZMİ

MAFYA ÖYKÜSÜ GİBİ BİR ŞEY
KARŞIDEVRİMCİLER
KAPİTALİZM BİTTİ KURTULUŞ SOSYALİZMDE
SOSYALİZM DÜŞ MÜ GELECEK Mİ?
ANILAN FAKAT BİLİNMEYEN DENİZLER

TOPLUMU UYUTMA YOLLARI

HDP KAPATILSIN DİYENLERE
FAŞİZM VE GERİCİLİKLE NASIL SAVAŞILIR?
KİM BU TEVFİK GÖKSU?
LİBYA’YA ASKER YA DA ATEŞ KES
1960’LARDAN BUGÜNE SOSYALİST HAREKET-1  TİP
1960’LARDAN BUGÜNE SOSYALİST HAREKET-2  TSİP
NEDEN SOSYALİZM?
TÜRKİYE SOSYALİST İŞÇİ PARTİSİ'Nİ TANIYOR MUSUNUZ? -1
TÜRKİYE SOSYALİST İŞÇİ PARTİSİ'Nİ TANIYOR MUSUNUZ? -2
TÜRKİYE SOSYALİST İŞÇİ PARTİSİ'Nİ TANIYOR MUSUNUZ? -3
İŞİN NERESİNDEYİZ
SOSYALİZM DÜŞ MÜ GELECEK Mİ?
KISA POLİTİK DEĞERLENDİRİMLER VE TSİP’İN KURULUŞU
İDLİB DENİLEN HİKAYE
EVDE OTUR DEMİR YE!
DÜNYADA EN ÇOK HAİNİN BULUNDUĞU ÜLKE HANGİSİDİR?
AFRİN LOKUMU
HER ŞEYLERİ YALAN DOLAN BELGE VE BİLGİLERİ SAHTE
AZİZ NESİN VE HALK MASALLARI / Toplam 24 Masal
SOLAK SOL MU? SOSYALİZM Mİ?
SOLUN GENEL DURUMU
 SURİYE’DEN SONRA LİBYA BATAĞI
TSİP KOMÜNİST OLMAYANLARA DOKUNUR
SURİYE’DE NE OLUP BİTTİ
HDP’NİN KARARI
TEHLİKELİ OLAN SADECE KORONA VİRÜSÜ MÜ?
TROÇKİ VE TROÇKİZM ÜZERİNE
HAİN TROÇKİ
TROÇKİ STALİN VE KIZIL ORDU
TROÇKİ'DEN TİTO'YA
TROÇKİ FRANKO HİZMETİNDE
TROÇKİ VE LENİNE KARŞI KOMPLO
LENİN'İN 50. DOGUM YILDÖNÜMÜ VESİLESİYLE KONUŞMA - Stalin 1920
TRANSKAFKASYA'NIN SOSYALİZM MASKELİ KARŞI-DEVRİMCİLERİ - Stalin 1918
BOLŞEVİK PARTİNİN SAVAŞ, BARIŞ VE DEVRİM SORUNLARINDAKİ TEORİ VE TAKTİĞİ - Stalin
Ailenin, Özel Mülkiyetin ve Devletin Kökeni - Romada Devlet / Engels
POLİS DEVLETİ NASIL OLUR?
SENDİKALAR, MESLEK KURULUŞLARI, KOMÜNİST İŞÇİ PARTİLERİ LİNKLERİ
ÖRGÜTSÜZLÜĞÜ KUTSAYANLAR YA DA BOŞ GEVEZELİKLER…
TOPLAM 3563 GÜNLÜK "HER GÜN" BAŞLIKLI YAZIYA BAKMAK İÇİN TIKLAYINIZ

WEB VE MAİL ADRESLERİMİZ

TÜRKİYE SOSYALİST İŞÇİ PARTİSİ (TSİP)

SOCİALİST WORKERS' PARTY OF TURKEY

KURULUŞ:

15-16 HAZİRAN 1974

ORGANIZATIONS:

15-16 JUNE 1974

48. YILINDA... SOSYALİZM YOLUNDA...

EKİN SANAT DERGİSİ

İSTANBUL İL TEMSİLCİLİĞİ

Osmanağa Mah. Nüzhetefendi Sok.

Başaranoğlu İş Hanı No.20 Kat.4 Daire 6 -.7

 KADIKÖY- İSTANBUL

TEL: 0216 337 82 10



 


 

 


ÖRGÜTLENME

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

1 EKİM 2022

Bir süredir partinin örgütlenme çalışmalarına çeşitli nedenlere bağlı olarak ara vermiştik Pazartesi gününden itibaren örgütlenmeyi yeniden hızlandıracağız. Şunun şurasında seçimlere pek bir şey kalmadı. Bu yüzden de seçimlere katılma hakkını elde etmemiz zor görünüyor fakat biz TSİP olarak bütün varoluşumuzu da seçimlere bağlamış değiliz. Önemli olan partinin örgütlenmesi ve hemen her mücadelenin içinde örgütlü bir güç olarak var olmayı başarmasıdır. Solda yer alan bazı partiler bir yolunu bulup örgütlendiler ve bu örgütlenmelerinin sonucu olarak da birliktelikler oluşturarak kendilerinden söz ettirmeye çalışıyorlar.

Bu anlamda TSİP olarak biz yetersiz kaldık fakat kafamızı bu konuya çok da takmış değiliz. Yine de örgütlenme hızımızı kesmek aklımızın ucundan bile geçmiyor.

Geniş halk yığınlarının sorunları ortada. 20 yıllık AKP ve saray iktidarının halkı tam bir sülük gibi emip sorduğu gerçeğinden yola çıkarsak yığınların içine düşürüldükleri bu korkunç yoksulluktan kurtulması, hak ve özgürlüklerini kullanabilmeleri için bu iktidarı ne edip edip başlarından defetmeleri gerekiyor. Toplumda böyle bir potansiyelin oldukça yüksek olduğu da bir gerçek. Ancak herkes kendisini kurtarıcı yerine koyduğu için ve de bu yönde propaganda ağırlıklı olarak yapıldığından halk da ister istemez kendilerini kurtaracaklara yöneliyor dersek abartmış olmayız. Bugüne kadar halka karşı hep bu şekilde davranıldı bu yüzden de halk kendisini bir kurtarıcıya bağlamak gerektiği anlayışını büyük ölçüde içselleştirdi. Bu davranışı dışında davrananlar ise hemen her zaman sosyalistler oldu. Sosyalistler yığınlara kurtuluşlarının kendi ellerinde olduğunu her fırsatta dile getirdikleri gibi aynı zamanda da örgütlü olmak gerektiğini işaret ettiler. Dolayısıyla sosyalistler zaman zaman kendilerini kurtarıcı yerine koyanların oyunlarını bozdukları olduysa da sonuç alıcı olunamadı.

Kuşkusuz bunun da nesnel birçok nedenleri yok değil, değil de bizlerin çeşitli konularda sergilediği davranışlara baktığımız zaman çok da iç açıcı bir durum yok ortada. Niye derseniz sosyalistler seçim için hem yanıp tutuşuyorlar hem de zaman zaman devrimci olduklarını anımsadıkları için seçimler bizim için çok da önemli değil demeye getiren yazılar yazıp konuşmalar yapıyorlar. Oysa bizler için sosyalizme ve örgütlülüğe yararı dokunacak her şey önemlidir. Ancak seçimlere girme telaşının tam bir parlamenteristliğe dönüşmesinden de kaçınılması gerekir. Şimdi örnekler versek çok da bunun da çok bir gereği yok.

Bugün özellikle seçimlerin kapıya dayanmasının hemen arkasından iki blok oluştu. Birisi HDP’nin başını çektiği ‘Emek ve Özgürlük’ bloku diğeri de ‘Sosyalist Güç Birliği’ bu iki bloktan birinde oluruz ya da olmayız böyle diyorum çünkü bu salt bizim irademizde bir şey değil. Ayrıca TSİP ne olursa olsun bir tarafa yanaşalım isteğiyle de hareket etmiyor. TSİP, ister seçimler ister başka şekilde kendisini ifade etme iradesine sahip bir partidir gücü de bazılarının sandığının çok ama çok üstündedir.

Bugüne kadar bizler kurtarıcı rolüne soyunanları da gördük. Halka olduğundan daha çok işlev yükleyenlere de. Bu yaklaşımlar halkı gerçek anlamıyla yok edip bitirir devinimsiz bir hale getirir ki bu anlayış sistemle iç içe geçmiş bütün sistem partileri için geçerlidir. Sistem partilerini geçiyoruz sol ve sosyalistleri bekleyen tehlike nedir o zaman? Sosyalistler de umduklarını bulamadıkları zaman sekterleşip çocukluk hastalığına tutulurlar ki kiminle nereye kadar yol yürünür ya da yürünmesi gerekir mi akıllarından bile geçirmezler. Öyle ki faşizm ve dinci gericilikle burjuva demokrat ortamı bile neredeyse aynı şeymiş gibi görüp daha devrimci yorumların peşine düşerek yığınlardan iyice koptukları için de seyrekleşip küçülerek dar gruplara dönüşürler.

Bir ülkede devrim her Allah’ın günü yüksek devinimlerin yaşandığı bir ortamda gerçekleşip bitmez. Hiç farkına olunmadan da koşullar birikir birikir sonra büyük bir sıçramayla devrimin gerçekleşmesi sonucunu doğurur. Yani bu ne demek yavaş yavaş gelişe gelişe yürüyelim günü geldiğinde de biz yapacağımızı yaparız formülü bir anlamda kitleleri de araç konumundaki partiyi de hesaplar doğru yapılmazsa pasifize eder sonrasında da düzenin birer aksesuarı haline getirir ki Avrupa partilerinin çoğunda bu anlayışın etkileri büyük ve sonuçta da yıkıcı olmuştur.

Unutmayalım hemen her konuda koşullar denk düştüğünde bilinçlenme de beklendiğinin yüz katı fazla olur, harekete geçecek yığınlarda kendilerini yüz kat daha fazla istekle mücadelenin içinde yer alırlar.

Burada önemli olan bir sınıf partisinin hareketi yönetecek yetenekte ve kurmaylık edecek bir birikime sahip olmasıdır.

Sonuç olarak TSİP olarak örgütlenme inadımızdan asla vazgeçmeyeceğiz. TSİP olarak bizlere sık sık söylenen söze yani örgütlenmek için kimi bulacaksınız sözüne de gülüp geçeceğiz. Çünkü biz bu konularda herkesin aksine iflah olmaz bir iyi niyete sahibiz. Ancak cehennemin yolunun iyi niyetten de geçtiğini iyi bilerek işimizi yaparız.

Şimdi yeniden daha da kararlı olarak yollara çıkma zamanı geldi, bizler de gereğini yapmaya yeminli partililer olarak bıkmadan usanmadan, olmadı bir daha, yine olmadı bir daha daha ısrarla yüklenmekten vaz geçmeyeceğiz…

YAZIYA FACEBOOK'TA YORUM YADA, BEĞENİ YAP.


"HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZI: İYİ PARTİ’DE NELER OLUYOR?

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

YAVUZ HIRSIZLIK ÖRNEĞİ

"GÜNCEL NOTLAR" / TURGUT KOÇAK (TSİP GENEL BAŞKANI)

AKP ve saray iktidarı yandaşlarında ne utanmak var ne de sıkılmak. Akıllarınca ortaya sürdükleri bir sürü yiyici takımı ve lümpenleriyle yavuz hırsız rolü oynayacaklar. Ama bu rol sonucu kimseler onlara dönüp de haklısınız demeyecekler.

Niye derseniz, olanların ne denli zorlama yeni bir baskı yöntemi olduğunu artık dünyada bile bilmeyen bir tek insan kalmamışken bir avuç radikal İslamcı ile faşist görüşlülerin sözlerini kim takar ki?

Kısaca anımsatalım. Burası sanki padişahlık. Recep Tayyip Erdoğan da Padişah. Hani bir zamanlar Osmanlı padişahlarının Cuma namazına gidişleri şaşalı törenlerle olurmuş ya bugün de aynısı yaşanıyor. Cumhuriyet’in tepesindeki kişi padişah değil elbette ama tıpkı padişah gibi davranıyor. Hatta diyebiliriz ki padişahtan da biraz ileri.

Ben şöyle bir baktım bulamadım. Varsa örneği yazdıklarımı düzeltmek isterim. Cuma namazına giden padişah, gittiği yerde Cuma namazını kim kıldırıyorsa artık onun yanına geçip cemaate birilerini hedef alan bir konuşma yapmış mıdır duymadım, okumadım. Ama Recep Tayyip Erdoğan imamın yanına gitmiş, mikrofonun başına geçmiş Sezen Aksu’nun şarkısından yola çıkarak dilini kökünden koparmak bizim görevimiz diyebilmiştir. Bence böyle bir sözü padişah bile olsa diyemez ya da ne bileyim demez. Ama Türkiye Cumhuriyet’inin Cumhurbaşkanı koltuğunda oturan kişi eğer söyleyebiliyorsa oturup bin kez bunun hesabını yapmak gerekir.

Bu sözler aslına bakarsanız Sezen Aksu’nun kişiliğinde tüm sanatçılara, sesini çıkaran bilim insanlarına, politikacılara, işçilere, emekçilere, kadın cinayetlerini protesto için sokağa çıkan kadınlarımıza özetle halka tam anlamıyla bir gözdağı vermek ve halkı korkuyla yıldırarak susturma isteği taşımaktadır. Bu yüzden de bu sözler bir kahvede sıradan bir yurttaş tarafından söylense önemi yoktur ama iş en tepedekinin söylemesi ise basbayağı bir hedef göstermedir.

Görülüyor ki bu çevre yarattıkları ekonomik yıkımı halka unutturmak istiyorlar. Bir anlamda bu konunun tartışılmasını sağlayarak hem gündeme gelme peşindeler hem de baskı ile nerelere kadar gidebileceklerini göstermiş oluyorlar. Bu sözün söylenmesinin hemen arkasından 15 Temmuz Şehit yakınları Derneği’nin sanatçı hakkında suç duyurusu vardı. Suç duyurusundan sonra Çağlayan Adliyesi’nin önünde bir basın açıklaması yaptılar. Bu açıklamayı yapanlar hani dini duyarlılıklarını falan açıklamış olmadılar. Doğrudan kendileri gibi düşünmeyenlerin hem de İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’yu da katarak işin içine kafalarımıza nasıl silah sıkacaklarını anlattılar. Bu yüzden de yavuz hırsız ev sahibinin bastırırmış denilir ya bunlara da bu görev düşmüş anlaşılan.

Yandaş ve yalaka basının yazdıklarına baktığınız zaman görürsünüz. 15 Temmuz Şehit Yakınları Derneği’nin benzerleri çıkmışlar 81 ilde bu konu ile ilgili basın açıklaması yaparak suç duyurusunda bulunmuşlar. Yani Çağlayan Adliyesi’nin önünde yaşanan rezaleti 81 ile taşımışlar. Bize göre hem önemi var hem de yok. Niye derseniz adamların ne dediklerine bakmak en iyisidir.

Ama bir şey var ki o çok önemli. AKP ve MHP’nin milletvekilleri halkın karşısına çıkıp halkın sorunlarını soracak, dertlerini dinleyecek yüzleri yok ya onlar da ne yapsınlar kalkmışlar böylesi sokak kabadayılarını sokağa salıp bizleri tehdidi seçmişler. Tamam, tehdit edin bakalım da bu kabadayılığınız ve hukuk dışı sözlerinizle bizi mi korkutacağınızı sanıyorsunuz? Başında Türkiye Cumhuriyet Savcısı sıfatı bulunanlara sesleniyorum; sahi siz ne olursa harekete geçersiniz ya da ne bileyim geçer misiniz?

Adamlar aleni öldürmekten söz ediyorlar ama siz bunları masumane kabul edip kılınızı bile kıpırdatmıyorsunuz.

Niye?
 

 17 - 24 EYLÜL 2022

1- 2022-2023 Eğitim ve Öğretim Yılı başladığında öğrenciler bu yıla birçok sorunla giriyorlar.

Bu yıl eğitim ve öğretim başladığında CHP’nin eğitim politikalarından sorumlu başkan yardımcısı Lale Karabıyık ve Eğitim-İş’in yaptığı araştırmalara göre 3 milyon çocuk kronik beslenme yetersizliği, 1 milyona yakın çocuk akut yetersiz beslenme sorunu yaşıyor.

Öğrencilerin sadece % 9,95’i her gün düzenli bir biçimde süt içebiliyor.

Çocukların büyük bir bölümü kansızlık sorunu yaşıyor.

İlkokul çağındaki çocuklarda kansızlık oranı % 87 iken, ortaokul çağındaki çocuklarda % 74,2, lisedekilerde ise % 64,2 düzeylerindedir.

Yaklaşık 250 bin çocuk ise istihdamda olup çalıştığından dolayı eğitimine devam edemiyor.

Bütün bunlar, AKP-Saray İktidarı döneminde gittikçe artan ekonomik sorunların, yükselen enflasyonun, artan gelir dağılımındaki eşitsizliğin öğrencilerin beslenmesini ve eğitimini nasıl olumsuz bir yönde etkilediğini göstermektedir.

Bu durum, ders kitapları ve kırtasiye malzemelerine de yansımaktadır.

Öğrencilerin ve velilerinin, kitap ve kırtasiye malzemelerinin fiyatlarındaki hızlı artış sonucu bunların alımlarında da büyük güçlükler yaşamalarına neden olmaktadır.

Bunlara ek olarak öğrenci kıyafetlerinin yüksek fiyatları da asgari ücrete yakın ve asgari ücretle çalışan pek çok veliyi güç durumda bırakmaktadır.

Buradan da anlaşılacağı gibi öğrencilerimizin çok büyük bir bölümü dengeli ve yeterli beslenememekte, önemli bir bölümü ise açlık sınırında yaşamaktadır.

Bunların dışında eğitimin paralı hale gelmesi de öğrenci ve velilerini önemli ölçüde zorlamakta, paralı eğitim ve kamusal ekonominin geniş ölçüde ortadan kalkması, eğitimde gerilemeler, okullaşma oranlarının da azalmasına yol açmaktadır.

Çünkü nitelikli eğitim ve bir bütün olarak eğitim hizmetleri giderek yoksul insanların yararlanmakta ve erişmekte zorluk çektikleri bir alan haline gelmektedir.

*********
2-
T.C. Merkez Bankası enflasyonun artmaya devam ettiği bu dönemde faiz oranlarını düşürmeye devam ediyor.

Faiz oranlarındaki bu düşüş, kuşkusuz ki ekonomi üzerinde olumlu bir rol oynamayacaktır.

Çünkü Merkez Bankasının faiz oranlarını düşürmesi döviz talebini arttırarak dolar başta olmak üzere dövizin değerini yükselmesine yol açacak, bu da ithal mallarındaki fiyat artışlarının ve ithal edilen petrol ve doğalgaz gibi enerji sağlayıcı ürünlerin fiyat artışlarının iç fiyatlara yansıyarak enflasyonu daha çok arttırmasına yol açacaktır.

Enflasyon oranındaki bu artış da gelir dağılımındaki eşitsizliği ve yoksulluğu büyütecektir.

Buna rağmen bu yolla dövizin değer kazanması, saray başta olmak üzere dövize yatırım yapan ve ekonomik gücü ve zenginliği elinde bulunduran bazı kesimlerin servetini arttıracaktır.

Bu da hükümet ve sarayın, Merkez Bankasını tamamen kendilerinin ve sermayenin en vurguncu kesiminin çıkarları doğrultusunda, kendilerinin ve vurguncu sermaye kesiminin servetlerini arttırmak için kullandıklarını ortaya koymaktadır.

Zira bu gelişme Türkiye’deki ekonomik istikrarı da zedeleyerek yatırımların istihdam sağlayıcı üretken alanlardan daha fazla uzaklaşmasına zemin hazırlayacaktır.

Bunun dışında ABD Merkez Bankasının, ABD’de % 9’u aşan enflasyon oranının etkisiyle faiz oranlarını yükseltmesi, piyasada dolaşan dolar miktarını azaltarak doların değerini yükseltecektir.

Bu gelişmenin Türkiye Ekonomisine yansıması ise daha fazla olacak, bu da doların Türkiye’de düşürülen faiz oranları ile birlikte daha hızlı yükselmesine yol açacaktır.

Bütün bu gelişmeler ülkemizi yakın gelecekte, bu kıştan itibaren toplumsal patlamalara hazır hale getirecektir.

Ancak toplumsal muhalefete önderlik edecek güçlü bir devrimci güç odağının bulunmaması, işçi sınıfının yeterince örgütlü ve bilinçli olmaması, bu patlamanın devrime giden bir yolu açmasının oldukça zayıf olduğunu, ancak AKP Hükümetinin ve sarayın ülkeyi yönetmesinin daha giderek daha fazla zorlaşacağını ortaya koymaktadır.

Bu yüzden AKP-Saray Hükümetinin bu kış bir yandan toplumsal muhalefet, basın ve medya üzerindeki baskıyı arttırması ve toplumsal eylemlere daha sert müdahalelerde bulunması beklenirken; diğer yandan da dış politikada Yunanistan’la yeni gündemler yaratması, iç politikada da muhalefete ve muhalif parti ve örgütlere yönelik hedef gösterme eğilimlerini arttırması beklenmelidir.

Nitekim bunun ilk işareti, LGBT’ lilere yönelik olarak yapılan hedef göstermeye ve nefrete yönelik bir eylemle daha şimdiden başlatılmıştır.

Bundan dolayı tüm devrimcilerin ve sosyalistlerin toplumsal muhalefeti ve işçi sınıfını örgütlemek için yaptıkları çalışmaları hızlandırmaları ve gelecekte meydana gelebilecek olası toplumsal patlamalara karşı işçi sınıfına ve emekçilere önderlik edebilmek için yapılacak çalışmaları hızlandırmaları gerekmektedir.

*********
3-
Ankara’da bulunan ve Türkiye’nin onkoloji (kanser) alanında faaliyet gösteren tek hastanesi kapatılıyor.

Kapatılan Ankara Onkoloji Hastanesi, Ankara Etlik’ teki Şehir Hastanesi’ne taşınıyor.

1956 yılında kurulan ve 1989 yılında şimdiki yerine taşınan bu hastane, ayda 95-100 bin aralığında hastayı ayakta, 25-30 bin aralığında acil başvuru kabul etmektedir.

Bunun yanında yılda 10 bin ameliyat gerçekleştirmektedir.

Ankara Onkoloji Hastanesi, sadece Ankara iline değil, diğer illere de hizmet veren, hizmetleri tüm Türkiye’ye yayılan ve hastalarını ve yakınlarını uygun ve nitelikli bir konaklama olanağı da sunan bir sağlık evidir.

Bu hastane, konusunda uzman birçok doktor tarafından Türkiye’nin kanser tedavisinde tek değer olarak kabul edilmektedir.

Ancak AKP-Saray Hükümetinin sermaye yanlısı özelleştirme ve yandaşları zengin etme politikası burada da etkili olmuş, bu hastanenin de şehir hastanesine taşınarak kapatılması yoluna gidilmiştir.

Bu yolla kanser hastaları neo-liberal özelleştirme yanlısı politikaların kurbanı haline getirilerek sağlık sektöründe kapitalizmin ilerlemesi, sağlık sektöründen daha büyük karların ve kazançların elde edilmesi için kurban edilmektedirler.

Şimdiye kadar Ankara’da 30 kamu hastanesi kapatılarak şehir hastanelerine taşındı.

Bu uygulama sadece Ankara’yla sınırlı kalmayıp tüm Türkiye’ye AKP-Saray İktidarı tarafından yayıldı.

Böylece hastalar, sağlık sektöründe özel hastanelere, şehir hastanelerine yönlendirilerek sağlık hizmetini daha pahalı ve çoğu zaman daha düşük nitelikli olarak ve kuyruğa girerek almak zorunda kaldılar.

Kamu hastanelerinin sayısı ise iyice azaldığı için bu hastanelerde randevu almak için uzun süre beklenmek zorunda kalınıyor.

Sonuç olarak AKP-Saray Hükümeti tekelci sermayenin yararına olan neo-liberal politikaları sağlık sektöründe de fütursuzca uygulayarak insan sağlığının bir metaya dönüşmesinde önemli bir rol oynamış, bu da nitelikli sağlık hizmetinden yararlanabilen yurttaşlarımızın sayısını önemli ölçüde azaltmış ve bu gelişmeden en çok hastaların zarar görmesine neden olmuştur.

Bunun yanında aslında bir kamu sorunu olan ve ücretsiz olarak tüm yurttaşlara verilmesi gereken sağlık hizmetinin diğer kapitalist ülkelerde olduğu gibi Türkiye’de de paralı hale getirilmesi, yurttaşlarımızın büyük bir bölümünün ihtiyaç duydukları sağlık hizmetini güçlükle ve çoğu zaman da borçlanarak almalarına neden olmaktadır.

**********
4-
Türkiye’de son zamanlarda AKP İktidarı ve gerici çevreler, son Osmanlı Padişahı olan ve kendi saltanatı ve iktidarı için düşmanla ve işgalci güçlerle işbirliği yapan Vahdettin’i aklayıp, onu vatanın kurtulmasını sağlayan bir kişi gibi göstermeye çalışan bir tartışma başlattılar.

Benzer şeyler daha önce de 2.Abdülhamit için yapılmıştı.

Bu tartışmaların asıl nedeni, AKP-Saray İktidarının bugünkü gerici, baskıcı ve emperyalist güç odaklarıyla işbirliğine dayalı olan politikalarını ve 2017 yılında hileli bir referandumda kabul edilip, 2018 yılında resmen yürürlüğe sokulan keyfi ve otoriter başkanlık sistemini meşrulaştırmaya çalışmaktır.

Çünkü AKP ve saray, 2.Abdülhamit ve Mehmet Vahdettin’de kendilerini görmektedirler.

Aynı zamanda bu tartışma, cumhuriyete, modern yaşam kültürüne karşı olan, cumhuriyet ve aydınlanma değerleriyle savaşan AKP-Saray İktidarının ve ondan güç alan dinci-gerici çevrelerin cumhuriyet, laiklik ve demokrasi karşıtı tutumlarının bir sonucudur.

Bugün, cumhuriyeti yıkmak isteyen, Amerikan ve Avrupa Emperyalizmiyle yaptığı işbirliğiyle iktidara gelen AKP ve saray, kendi rejimini kabul ettirebilmek için dolaylı olarak ve doğrudan doğruya 2.Abdülhamit’i ve Vahdettin’i aklamak dışında bir yol bulamamaktadır.

Ancak ne kadar çaba sarf etseler de tarihi gerçekleri değiştirememektedirler.

Nitekim 2. Abdülhamit ve 6.Mehmet Vahdettin dönemindeki aydınların, meclisteki milletvekillerinin açıkladıkları görüş ve düşünceleri ve o dönemin belgelenmiş tarihi gerçekleri bunların gerçek yüzlerini ve amaçlarını açıkça ortaya koymaktadır.

Kuşkusuz ki sermaye kesiminin de bir ölçüde desteklediği bu tutum, Türkiye’de sola ve toplumsal muhalefete karşı duyulan korkunun ve sosyalist bir devrimi engelleyebilmenin bir yolu olarak görülmektedir.

Çünkü gerçeği yansıtmadığı ve Türkiye Cumhuriyeti’nin ayrı bir devlet olmasına rağmen sola karşı yapılan 12 Mart askeri darbesinden sonra ilk kez Türkiye Cumhuriyeti’nin Osmanlı’nın bir devamı olduğu düşüncesine yer verilmiştir.

 

YAZIYA FACEBOOK'TA YORUM YADA, BEĞENİ YAP.

10 Şubat1953 - 21 Temmuz 2021

DİSK BASIN-İŞ ESKİ GENEL SAYMANI / TSİP MYK ÜYESİ SERMİN ÖNER (ŞAHİN)

ÖLDÜ...

AMA, YENİLMEDİ...

ÇÜNKÜ,

"TESLİM OLMAYANLAR YENİLMEZ"

Nâzım Hikmet:

Ölenler
Dövüşerek öldüler;
güneşe gömüldüler.
Vaktimiz yok onların matemini tutmaya!

Akın var
güneşe akın!

Güneşi zapt edeceğiz
güneşin zaptı yakın!

Üzümleri kan damlalı kırmızı bağlar tütüyor!

Kalın tuğla bacalar
kıvranarak
ötüyor!

Haykırdı en önde giden,
emreden!

Bu ses!
Bu sesin kuvveti,
bu kuvvet
yaralı aç kurtların gözlerine perde
vuran,
onları oldukları yerde
durduran
kuvvet!

Emret ki ölelim
emret!

Güneşi içiyoruz sesinde!

Coşuyoruz,
coşuyor!..

Yangınlı ufukların dumanlı perdesinde
mızrakları göğü yırtan atlılar koşuyor!

Akın var
güneşe akın!

Güneşi zapt edeceğiz
güneşin zaptı yakın!

Toprak bakır
gök bakır.
Haykır güneşi içenlerin türküsünü,
Hay-kır
Haykıralım!

YOLDAŞIMIZ, MYK ÜYEMİZ SERMİN ÖNER'İ SEVİYLE VE SAYGIYLA ANIYORUZ.


TSİP PROGRAMINDAN:

KADINA ŞİDDET'E HAYIR

b) Dayak ve her türlü yıldırma yöntemleri en ağır biçimde cezalandırılacak, insanlık onurunu ayaklar altına alan, kadının kendi bedenini herhangi maddi çıkar karşılığı satması kesin olarak önlenecek, fuhşun tuzağından kurtulan kadınların onurlu bir yaşama kavuşması için iş sağlanacak, fuhşun ve kadını aşağılayan diğer baskıların nesnel koşulları ortadan kaldırılacaktır.




TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN

"SOSYALİST ÖĞRETİ YENİDEN"

BAŞLIKLI YAZILARININ TAMAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ


Av. İdris Köylü

AV. İDRİS KÖYLÜ YOLDAŞIN WEB SİTESİ

AV. İDRİS KÖYLÜ YOLDAŞIN SİYASAL YAZILARI

AV. İDRİS KÖYLÜ YOLDAŞIN SANATSAL YAZILARI

İdris Köylü arkadaşa soru-görüş ve önerilerinizle ilgili mail gönderebilirsiniz


Turgut KOÇAK:

VELİ GÜRCAN

Veli Gürcan yoldaşımız Isparta Lisesi’nde öğrenciyken komünist olduğu gerekçesiyle disiplin kuruluna verilmiş daha sonra da okuldan uzaklaştırılmıştır. Lise son sınıfı bu yüzden Afyon’da okumak zorunda kalmış, liseyi bitirdikten sonra ise İstanbul Üniversitesi Felsefe bölümüne girmiştir. Burada TİP üyesi olan Gürcan daha sonra kurulan TİP’in gençlik örgütü Sosyalist Gençlik Örgütü’ün (SGÖ) yöneticisi olmuştur.

12 Mart faşizmi ile birlikte kapatılan TİP’ten sonra ise daha sonra TSİP’i kuracak olan bir grup arkadaşla birlikte olmuştur.

İyi bir sokak tiyatrocusu olan Gürcan Kavel direnişine de katılarak direnişçiler için moral kaynağı olmuştur. 12 Mart faşizminin yüzünden son sınıfta öğrenimini bırakmak zorunda kalan Gürcan, parti çalışmaları yüzünden okula devam edip okulunu bitirememiştir. 12 Eylül sonrasında da çalışmaların içinde yer alan arkadaşımız Filistin’de de bulunmuş daha sonra Avrupa’ya gitmiş ve kendi isteği ile yeniden Türkiye’ye dönmüştür. Parti çalışmaları yüzünden 1985 Temmuzunda tutuklanmış ve bir süre içerde kaldıktan sonra serbest bırakılmıştır. Parti içinde başlayan tartışmalarda yer almış ve görüşlerini dile getirmiştir.

Son toplantıdan birlikte ayrılırken diğer arkadaşlara ben; “bu parti kendi adıyla yeniden kurulacak, ilke, kitle, Gerçek, Sosyalist ve Gerçek yeniden çıkarılacak” dedim. Gürcan’la sözleştik ve ölünceye kadar kendisiyle sözleşmemizi bozmadık. Bugüne kadar ne onun ne de bizim birbirimizle ilgili sarfettiğimiz tek kötü söze kimse tanık olmuş değildir. Kendisi partimizin yeniden açılış genel kurulunda delegemizdi ve genel kurulumuzda kendisine yakışır bir konuşma yaparak bize güç ve destek verdi. Onu, insan olan Veli Gürcan’ı unutmayacağız.

Değerli yoldaşlarım insan kimileri ile öylesine güzel şeyler paylaşır ki, bunlar ölünceye kadar unutulamaz. Benim gerçekte Veli Gürcan’la paylaştıklarım da böylesine unutulmayacak güzelliklerdi ve bunları, bu güzellikleri korumayı vefa borcunun çok ötesinde şeyler olarak algılıyor ve sahip çıkıyorum.

Kendisini en son görüşüm Senirkent’te yaşadığı bağ evinde oldu. Yaşadığı sıkıntıyı oradan hemen uzaklaştırılması gerektiğini biliyorduk. Çıkıp iki partili bayan arkadaşla birlikte yanına gittik. İki gün orada kaldıktan sora üçüncü gün aramızda sözleşerek ayrıldık. Biz oradayken Afer Kara ve çocukları da geldiler. Onlarda Veli arkadaşı çok severlerdi, şimdi düşünüyorum da keşke onlar gelmemiş olsalardı diyorum. Çünkü kendisiyle sözleşmiş işlerini düzene koyar koymaz partiyi tüm Türkiye’de örgütlemek üzere sözleşmiştik. Onlar Veli Gürcan’ı ikna edip tatile götürdüler. Oysa biz kısa bir süre sonra bir araya gelecek ve birlikte parti tarihini yazacaktık. Oysa Veli oradan İzmir’e geçmiş bizden bir süre daha zaman istemişti. Ne yazık ki zamanı uzun sürdü ve bir daha geri dönemedi. Veli Gürcan hastalanmıştı.

Oysa kendisiyle sözleştiğimiz üzere Ankara’da ev bile hazırlamaya başlamıştık. Çünkü kendisi artık kimsenin evinde kalamayacağını söylemişti bize. O görüşmeden bende kalan unutamadığım şey abisinin eşinin bize söylediğidir. Abisinin eşi bize ne edin edin Veli ağabeyimi buradan götürün demişti. Çünkü; Veli ağabeyim bağ evinde yalnız diye düşündüğüm için bir kadına düğürlük ettim o kadın da, “o aklını yemiş adama mı kaldım’ diye beni geri çevirdi demişti…

Kendisiyle son görüşmemse bir telefon konuşmamız oldu. Cezamızın kesinleştiği için aranır durumdaydık. O ise İzmir Göğüs Hastanesi’nde neredeyse son günlerini yaşıyordu. Bana kendi durumunu önemsemeden “Yahu ağam nedir bu devletin senden istediği” demişti. Sonra öldü cenazesine bile gidemedim. Birkaç gün sonrada Ankara’da düzenlenen bir operasyonla tutuklandım.

O öldükten sonra kendisine TSİP’li ya da değil pek çok çevre sahip çıktı. Ve hatta mezarını bile yaptırdılar. Gerçekte bu insanoğlunu anlamak çok zor. O sağken kimsenin içtenlikle sahip çıkmadığı Veli Gürcan her nedense birden sahiplenilencek insan olarak görüldü ve herkes orada görünmek için yarıştı. Şimdi kızı Aslı’nın mezarı başında söylediği “Babamın ne çok dostları varmış” sözü nasıl da hüzünlendirici değil mi?

Ve zaten bu işte her zaman için bir gariplik olmuş, benim de aklıma hep takılmıştır nedense. Tanıdığım bir çok komünist kimseyi sağken her nedense arayan soran olmamıştır ama öldükten sonra kimi zaman salonlarda, kimi zaman mezarı başında birileri anar olmuştur. Burada kel ölür sırma saçlı olur, kör ölür badem gözlü olur betimlemesi biraz yerine oturan bir benzetme değil ama her nedense bütün anmalar bu alışkanlıklar içinde yapılıyor. Beni de asıl kızdıran şey budur. Ama biz TSİP’liler olarak söz veriyoruz Veli Gürcan yoldaşımızı kendi emekleri ile anacak ve kendisin asla unutturmayacağız.

Parti olarak Veli Gürcan’ın adını yaşatmak için onun adına sayısız çalışmalar yapacak olan eylemlilikler yürüteceğiz. Bu konuda ilk işimiz Veli Gürcan’ın adını verdiğimiz PARTİ OKULU olacaktır. Onun adına bilimsel araştırmalar düzenleyecek yazın alanında etkinlikler düzenleyeceğiz.

Bu partide Veli Gürcan’ı herkesten çok daha iyi tanıyan biri olarak onu gerçek insanlığı ile döne döne anarak hakkında düşündüklerimi bitirmek isterim.

Kimi insanlar vardır ki, devrimcidir. Ama sadece devrimcidir. Onların devrimcilikleri de soğuk demir gibidir insanı asla ısıtmaz. İnsanı asla ta can evinden sarıp sarmalamaz. Onlara bir türlü ısınamazsınız, söyleyeceklerinizi bile söylemekten çekinir ve hatta başka dünyaların insanları olduğunuzu bile düşünürsünüz. Bu gibiler çoğu zaman bu durumlarına sayısız neden ileri sürebilirler. Çoğu zaman da bu davranışlarını disiplin adı altında sürdürürler. Oysa gerçeklerin öyle olmadığını küçücük bir sınama denemede bile yakalar ve hayal kırıklığına uğrarsınız.

Şimdi gelelim Veli Gürcan’a; bu arkadaşımız ne adına olursa olsun o sıcak, o kucaklayan insan yanını bir kez bile olsun es geçmiş biri değildir. Kendisine en ağır sözler söyleyen kimseleri bile hoş görmekle kalmamış onları Veli Gürcan sıcaklığı ile sarıp sarmalamıştır. Veli Gürcan sıcaklığı dedimse kimse bu da nasıl bir şeydir deyip geçmemelidir. Gerçekten de onu tanıyanlar benim bu tanımlamama hak vereceklerdir. Bu nedenle bizim partimizde yoldaşlar arasında sıcaklığın adı da Veli Gürcan sıcaklığıdır. Bu sıcaklığı ve insan davranışını her yoldaşımıza karşı sonuna kadar korumak Veli Gürcan arkadaşımıza bizim borcumuzdur diye düşünüyor, attığımız her adımı buna göre atıyoruz.

Şimdi o yok. Ama onunla birlikte biriktirdiğimiz bütün değerler bizim için yeri doldurulamaz önemde birer hazinedir.

Gürcan’ın babasını da iyi tanıyan biri olarak Veli Gürcan’daki güzelliklerin kaynağını çok iyi biliyorum.

Her ikisini de bu nedenle bir kez daha yürekten anmayı bir görev sayıyorum.

Behice Boran:

'Sosyalist Doğulmaz, Yaşanır'

İstanbul Sıkıyönetim Komutanlığı’ndaki duruşmada hakim karşısına çıkarıldı.


DİNLENE DİNLENE...

Hakim sordu: Çıktınız mı?

-Çıktık.

-Ne yapacaktınız?

-Taksim’e doğru yürüyecektik.

-Peki neden çıktığınız?

-1 Mayıs emeğin bayramı, mücadele günüdür. Biz de o sınıfın partisiyiz, çıktık.

-Nereden çıktınız?

-Merter’den çıktık.

-Nereye gidecektiniz?

-Taksim’e.

-Merter neresi Taksim neresi, uzun yol; siz yaşlısınız nasıl gideceksiniz?

-Dinlene dinlene…”

YAZININ TAMAMI


SAYFA BAŞI